SON DAKİKA

Lens Medya Haber – Zonguldak Haberleri
Okan Onur
Okan Onur

BİR GÜN DEĞİL!

BİR GÜN DEĞİL!
Bu haber10 Mayıs 2020 - 15:56 'de eklendi.

Kadın sabahtan hazırlığa başlamıştı. Telaşlı halini gören eşi, sorup durmuştu; ”Bu telaşın niye?” diye. Ama cevabını bir türlü alamamıştı. Sonunda da kadın; “Bu gün evde işim çok, sen git, gez biraz” diye ısrar ederek, eşini rica minnet dışarı çıkarmıştı. “Ya, telaşımın nedenini anlarsa, ya saatlerce beklediğim halde oğlum gelmezse” diye düşünmüştü. “Gelmezse” düşüncesiyle bir daha yüreği titremişti.

Saatler geçip gidiyordu, öğlen olmak üzereydi; “Gelemiyorsan, bir telefon et bari, ‘anneciğim’ de.” İçinde sıkıntı artmaya başlamıştı; “Anneler gününü kutlamak için bir telefon bile etmeyecek mi acaba? Ben böyle bekliyorum ama o belki hatırlamadı bile. ‘Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur’ sözü anneler için de geçerli olur mu hiç. Olamaz canım, bir telefon eder en azından. Hoş telefon yetmez, özledim yavrumu, kara gözlerini, yaramaz gülüşünü. Yaramaz dediğimi duysa yine darılır, ‘Beni çocuk gibi sevme’ der. Sanki nasıl seveceksem…”

    Çocuğunu düşündükçe, onunla konuştuğunu düşündükçe yüzü gülüyor, farkında olmadan bir anda neşeleniyordu. Sonra duvardaki saate gözü takılıyor, yeniden durgunlaşıyordu. “Gelmeyecek, telefon bari etse” diye düşündü istemeye istemeye. “Sesini bari duymuş olurum” Tam böyle düşünürken, cep telefonunun sesiyle irkildi, omuzlarında bir yorgunluk, bakışlarında bir burukluk telefona uzandı, ekranına baktı, arayan oğluydu.

Sevinmeli miydi? sevinemedi. …acaba …acaba gelemeyeceğini söylemek için mi aramıştı. Telefonda kutlayıp geçecek miydi anneler gününü, sarılamayacak mıydı yavrusuna?

  Açtı telefonu;

– Alo…

– Alo, nasılsın anneciğim?

– Sağol yavrum, sen nasılsın?

– İyiyim anneciğim.

– Ne yapıyorsun, işler nasıl?

– Biraz zor oldu ama alıştım, hem bu şehre, hem de işe alıştım.

– Öyle mi yavrucuğum. Söylemiyordu işte ne telefonda kutluyordu, ne de gelmeyeceğini söylüyordu. Sonunda dayanamayıp sordu;

– İzin aldın mı yavrum?

– Evet anneciğim, izin aldım. Sen nerden bildin.

– Nerden mi, anneler günü için izin almadın mı?

– Ha, anneler günü doğru ya. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.

– Sen sen. Bunun için izin almadın mı?

– Ah anneciğim, çok sevdiğim, benim için çok önemli bir bayanı görmeye gideceğimi söyledim. Şefim de izin verdi. Şimdi onun yanına gidiyorum. Orta yaşlı kadın durakladı, sesine hakim olmaya çalıştı.

– Öyle mi, nasıl biriymiş bu?

– Anneciğim, emin ol bana, senin daha önce yaptığın yemeklerden daha lezzetlisini, daha önce yaptığın tatlılardan daha tatlısını yapmıştır, beni bekliyor şimdi.

– Ben… şey… Tamam yavrucuğum. Şey, umarım o da seni seviyordur.

     Sevdiğine eminim anne, zaten bu ilk iznimi sırf onu görmek için aldım. Babam nerde anne?

– Dışardaydı yavrum. Hah. Kapı çalıyor, sanırım baban geldi.

– Tamam anne selam söyle, ben de mis gibi kokuların geldiği, dünya da en çok değer verdiğim bir dünya güzelinin kapısındayım.

– Tamam yavrum, söylerim. Sonra yine ara yavrum. Allah’a emanet ol.

Telefonu kapattı. Oysa ne kadar özlemişti oğlunu, ne kadar görmek istiyordu. Kapıya eli uzanırken, gözünden süzülen yaşlara engel olamıyordu.

Kapıyı açtığında, boynuna atılan oğlunun “Canım anneciğim, anneler günün kutlu olsun!” diye bağırması sanki bir rüya sahnesiymiş gibi geldi. Oğlu; “Anneciğim, seni sevindirecek bir sürpriz yapayım dedim, lütfen ağlama” dese de, annesi sevinçten hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

  “Başkası” için yaşamaktır , Annelik. Üstelik kim olduğunu, kim olacağını bilmeden. Kapalı bir mücevher kutusu için yorulmak, direnmek, kendini yaşamaktan fedakarlık yapmaktır, Annelik. Yaşatmaya çalışmaktır, Annelik. Bu bir, “misafir” ağırlama sanatıdır.

Bizi dünyaya getiren, yaşamı boyunca da bizi hep seven, bizim içi her şeye katlanan, her zaman yanımızda olan, bir yerimiz acıyınca hemen koşan kişi annemizdir. Anne sevgisi hiçbir şeye değişilmeyen karşılıksız sevginin adıdır. Bana göre “anne” mutluluğun eş anlamlısıdır. Ben annemi çok seviyorum, ben annemi nasıl sevmem ki! ANNELER değil midir yavrusuyla gülen hastalandığında bütün gece başında bekleyen. Annemiz her zaman yanımızda aslında; kalbimizin içinde, okuduğumuz kitabın sayfalarında, annemiz vardır.

     Baktığımız her yerde. Bazen sormuyor değilim kendime, annem olmasa ne yapardım? Hayat ne olur? Gülümsemek ne demek bilir miyim? 0 zaman benim için “acı” olur hayatın diğer adı. Bu koşulsuz sevgi zaman zaman bazı evlatlar tarafından fark edilmiyor. Hayatta bazı çirkin görüntülere şahit oluyorum annesini azarlayanlar, annesine bağıranlar ve annesine el kaldıranlar. inanmak istemiyorum bu gördüklerime. Ben nemi bu kadar çok severken, onu üzdüğümde nefes bile alamazken, onların yaptıklarına bakın. 0 kişiler annelerinin değerini anladıklarında her şey için çok geç olabilir. Peygamberimizin de dediği gibi “cennet anaların ayağı altındadır.” İşte bu söz anlatıyor nemizin kıymetini ve annemizin güzel elini öpülmesi gerektiğini önemli olan 365 gün içinde sadece bir gün annemizi hatırlamak değil önemli olan annemiz hayattayken değerinin bilmek, onları çok sevdiğimizi göstermektir.

  Anneler gününüz bir ömür kutlu olsun.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA