İnsanları uzaktan sevmeyi öğrendim!
İnsan,yaş aldıkça çevresindeki kalabalığın değil, içindeki sessizliğin farkına varıyor.
Bir zamanlar herkes yetişilecek bir insan, onarılacak bir ilişki, kurtarılacak bir dostluk gibi geliyordu bana. Birinin suskunluğunu anlamaya, öfkesinin altında saklanan yarayı bulmaya, uzaklaşanın ardından bir adım daha atmaya çalışıyordum.
Kendimden eksilttiğimi fark etmeden...
Sonra hayat, insanın önüne bazı aynalar koyuyor.
O aynalarda başkalarını değil, kendini görüyorsun.
Ne kadar sustuğunu,kaç kez görmezden geldiğini,hangi insanlara hak ettiklerinden fazla değer verdiğini...
Asıl yorgunluğun insanlardan değil, kendini sürekli anlatmaya çalışmaktan geldiğini anlıyorsun.
Çünkü bazı insanlar sizi anlamak istemez.
Onlara en güzel cümleyi de kursanız,en büyük fedakârlığı da yapsanız,kendi görmek istedikleri yerden bakarlar size.
Böyle zamanlarda uzaklaşmak gerekiyor.
Öfkeyle değil.
İntikamla hiç değil.
Sadece insanın kendi ruhunu daha fazla hırpalamaması için...
Ben artık her kapıyı çalmıyorum.
Her suskunluğu çözmeye çalışmıyorum.
Her gidene “Neden?” diye sormuyorum.
Bazı cevapların insanı iyileştirmediğini, yalnızca yarayı yeniden kanattığını öğrendim.
Özlemek başka bir şey.
Geri dönmek başka...
İnsan bazen birini değil,onunla yaşadığı günlerdeki kendisini özlüyor. Bir bakışı,bir kahkahayı,aynı masada uzayan geceleri,hiçbir şey söylemeden anlaşılabildiği o nadir anları...
Geçmişin en büyük tuzağı da burada kuruluyor.
Güzel anıları hatırlarken,o anıların neden bittiğini unutuyoruz.
Ben unutmak istemiyorum.
Yaşadığım hiçbir güzelliği inkâr etmiyorum ama artık hiçbir hatıranın esiri de olmak istemiyorum.
Hayat biraz da bunun için mücadele etmek.
Geçmişi sırtında taşırken geleceğe yürüyebilmek.
Verdiğin emeğin karşılığını alamadığında bile iyiliğe küsmemek.
Sevginin kıymetini bilmeyenler yüzünden sevgiden vazgeçmemek.
Çünkü umut, insanın başına hiç kötü bir şey gelmeyeceğine inanması değildir.
Bunca şeye rağmen yeniden başlayabilmesidir.
Çocukken hayvanların uzaktan sevileceğini sanırdım.
Büyüdükçe yanıldığımı anladım.
Hayvanları yakından tanıdıkça sadakatin sessizliğini gördüm.İnsanları yakından tanıdıkça bazılarını uzaktan sevmenin daha güzel olduğunu öğrendim.
Belki de huzur dediğimiz şey tam olarak burada saklı.
Herkesi hayatında tutmak zorunda olmadığını kabul etmekte...
Kimi seveceğini seçmek kadar, kimden uzak duracağını da bilmekte...
İnsanın kendisine koyduğu sınırlar, bazen hayatındaki en büyük özgürlüktür.
Şimdi geriye baktığımda pişman olduğum şey sevmiş olmak değil.
Kendimi unutarak sevmiş olmak.
Bundan sonra sevgi de olacak, özlem de...
Emek de olacak, mücadele de...
Fakat kendimi eksilterek değil.
Çünkü insan sonunda şunu öğreniyor:
Bazı insanlar hayatımızdan çıktığında yalnız kalmayız.
Bazen ilk kez kendimize kalırız.
Ben artık kendime kaldığım yerde huzur arıyorum.
Gidenin ardından kapı beklemiyorum.
Gelecek olana da kalbimi hemen teslim etmiyorum.
Zaman gösterecek.
Kim gerçekten kalacak,kim yalnızca uğrayıp geçecek...
Ben yürümeye devam edeceğim.
Çünkü hayatın bütün hesabı geçmişte kapanmıyor.
Önümüzde hâlâ yaşayacağımız günler, sarılacağımız insanlar, vereceğimiz emekler ve uğruna mücadele edeceğimiz güzel şeyler var.
Kendimi bir daha yarı yolda bırakmayacağım.
Çünkü insanın hayatta kaybedebileceği en değerli kişi,bazen başkası değil;
kendisidir.