reklam
reklam
Lens Medya Haber SON DAKİKA 18 Yıl önceki Kirpi Ahmet Cinayetinde sanıktan itiraf geldi!

18 Yıl önceki Kirpi Ahmet Cinayetinde sanıktan itiraf geldi!

Zonguldak’ta 2008 yılında kaybolan, iki yıl sonra Ulutan Barajı kıyısında kemikleri bulunan “Kirpi” lakaplı Ahmet Yılmaz’ın ölümüyle ilgili açılan davada ilk duruşma görüldü. Müebbet hapis istemiyle yargılanan sanıklardan biri susma hakkını kullanırken, diğer sanık cinayetin boğularak işlendiğini itiraf etti.

Okunma Süresi: 6 dk

Zonguldak’ta 18 yıl önce kaybolan ve kamuoyunda “Kirpi” lakabıyla tanınan 5 çocuk babası Ahmet Yılmaz’ın ölümüyle ilgili yıllar sonra açılan davada sanıklar ilk kez hakim karşısına çıktı.

Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, “iştirak halinde kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanıklar K.A. ve T.Y. ile hakkında “ev hapsi” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanan sanık E.İ. katıldı. Duruşmada taraf avukatları da hazır bulundu.

Kimlik tespitlerinin yapılmasının ardından iddianame okundu. Daha sonra sanıkların savunmalarına geçildi. Mahkeme heyeti, sanıklara dosyada yer alan beyanları, Ahmet Yılmaz’ın kafasına ateş edilerek öldürüldüğü yönündeki iddiaları, kemik parçalarının bulunmasına rağmen kesin ölüm nedeninin belirlenememesini ve cinayetin E.İ’nin azmettirmesiyle işlendiği iddialarını sordu.

“HUSUMET NEDENİYLE YALAN BEYANDA BULUNUYORLAR”

Suçlamaları kabul etmeyen sanıklardan İ.E., olayın yaşandığı 2008 yılında diğer sanık E.İ. ile herhangi bir tanışıklığı bulunmadığını ileri sürdü. E.İ’nin yanında 2009 yılında taksi şoförü olarak çalışmaya başladığını belirten İ.E., aleyhindeki beyanların husumete dayandığını savundu.

İ.E. savunmasında, 2010 yılında E.İ’ye yönelik yapılan örgüt operasyonunda, yanında çalışan kişi olması nedeniyle kendisinin de tutuklandığını söyledi. Aleyhinde beyanda bulunan H.P.’yi tanımadığını belirten sanık, eski eşiyle ilgili yaşanan sorunlar nedeniyle kendisine iftira atıldığını iddia etti.

Sanık İ.E., “Boşandıktan sonra eski eşimle uyuşturucu partileri veriyordu. Aramızdaki husumetten dolayı böyle bir beyan verdiğini düşünüyorum. HTS kayıtlarına bakıldığında benim o dönemde suçlanan kişilerle bağlantımın olmadığı görülecektir” dedi.

Maktul Ahmet Yılmaz’ı şahsen tanımadığını, yalnızca ismen bildiğini savunan İ.E., cezaevinde bulunduğu dönemde çocuklarının velayeti ve eski eşinin uyuşturucu kullandığı iddiasıyla suç duyurularında bulunduğunu ifade etti. İ.E., kendisine yöneltilen iddiaların bu şikayetlerin ardından intikam amacıyla ortaya atıldığını öne sürdü.

BİR SANIK SUSMA HAKKINI KULLANDI

Tutuklu sanıklardan K.A. ise bu duruşmada savunma yapmayacağını belirtti. K.A., bir sonraki celsede beyanda bulunmak istediğini söyleyerek susma hakkını kullandı.

T.Y. CİNAYETİ İTİRAF ETTİ: “18 YILDIR VİCDAN AZABI ÇEKİYORUM”

Duruşmanın en dikkat çeken bölümü ise tutuklu sanık T.Y.’nin savunması oldu. Daha önce verdiği ifadeleri tekrar ettiğini belirten T.Y., Ahmet Yılmaz’ı şahsen tanıdığını söyledi.

Olay günü herkesin alkollü olduğunu anlatan T.Y., uyuşturucu kullandığını da ifade ederek cinayet anına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. T.Y., 18 yıldır vicdan azabı çektiğini belirterek Ahmet Yılmaz’ın silahla değil, boğularak öldürüldüğünü söyledi.

T.Y. savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“Geçmişte uyuşturucu kullanıyordum, 18 yıldır vicdan azabı çekiyorum. Olay günü hepimiz sarhoştuk. Direksiyon başındaydım ve esrar da içiyordum. Hayatını kaybeden B.İ., birden ön koltukta oturan Ahmet’i naylon iple boğmaya kalkıştı, boğdu. K.A. da yanımızdaydı. Ardından bagajdan çuval çıkartıp kendisini çuvala koyduk. Cesedi atıl vaziyetteki bir maden ocağına bıraktık. Ancak bizim cesedi bıraktığımız yer ile kemiklerin bulunduğu baraj arasında 5-6 kilometre mesafe var. Cesedin bizim bıraktığımız yerden baraj gölüne nasıl gittiğini ve ne şekilde taşındığını bilmiyorum. İddia edildiği gibi maktulün kafasına sıkma durumu yoktur, yalan beyandır.”

T.Y.’nin bu sözleri duruşma salonunda dikkatle dinlendi. Sanığın, Ahmet Yılmaz’ın ölümüne ilişkin “boğularak öldürüldü” yönündeki beyanı dosyanın seyrine ilişkin önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

“OLAY YERİNDE DEĞİLDİM, BAZ KAYITLARI BENİ DOĞRULAR”

T.Y.’nin ifadelerinin ardından söz alan sanık İ.E., olay yerinde bulunmadığını bir kez daha savundu. Baz istasyonu kayıtlarının kendisini doğrulayacağını belirten İ.E., hakkındaki suçlamaları reddetti.

Sanık, olay tarihinde cinayete karıştığı iddia edilen kişilerle bağlantısının bulunmadığını, HTS ve baz kayıtlarının incelenmesiyle bunun ortaya çıkacağını söyledi.

E.İ: “BEN MAFYA BABASI DEĞİL, HURDACIYIM”

Hakkında ev hapsi kararı bulunan sanık E.İ. de duruşmada savunma yaptı. E.İ., cinayeti işlediği öne sürülen ve daha sonra hayatını kaybeden ağabeyi B.İ.’nin geçmişte kendisine olayla ilgili bazı sözler söylediğini anlattı.

E.İ., ağabeyinin kendisine, “Bir anda birbirimize girdik, boynunu kırdım herhalde diyerek yolun kenarına indirdik” dediğini öne sürdü. Olayın detaylarını ise diğer sanıklar T.Y. ve K.A.’nın bildiğini savunan E.İ., cinayetin işlendiği sırada olay yerinde bulunmadığını iddia etti.

Medyada yansıtıldığı gibi suç örgütü lideri olmadığını savunan E.İ., kendisini şu sözlerle savundu:

“Ben hurdacıyım ama medyaya bakarsanız ‘mafya babasıyım’. Ben bugün suçsuz olmasam 30 sene içeride yatardım. Kimseyi yönlendirmedim. Ahmet Yılmaz’ın ölümü silahla değil, boğularak olmuştur. Uyuşturucu rantı yüzünden aramızda husumet olduğu iddiası da yalandır. Kendisi balık satardı, akşamları da TTK’dan demir çalardı.”

E.İ., ağabeyinin Ahmet Yılmaz’ı öldürdüğüne dair konuşmalar yapan yakın çevresini “olay büyümesin” düşüncesiyle dostane şekilde uyardığını söyledi. Sanık, azmettirme iddialarını kabul etmedi.

2008’DE KAYBOLDU, 2010’DA KEMİKLERİ BULUNDU

Kamuoyunda “Kirpi” lakabıyla bilinen Ahmet Yılmaz, 2008 yılında Zonguldak’ta kayboldu. 5 çocuk babası Yılmaz’dan uzun süre haber alınamadı.

Kayboluşundan yaklaşık iki yıl sonra, 2010 yılında Ulutan Barajı kıyısında insan kemikleri ve kafatası bulundu. Yapılan incelemelerde kemiklerin kime ait olduğu o dönem netleştirilemedi. 2012 yılında yapılan DNA incelemesi sonucunda bulunan kalıntıların Ahmet Yılmaz’a ait olduğu tespit edildi.

Yılmaz’ın ölümüne ilişkin dosya, delil yetersizliği nedeniyle uzun süre aydınlatılamadı. Ancak yıllar sonra başka bir suç örgütü davasında verilen ifadeler ve yapılan itiraflar, dosyanın yeniden açılmasını sağladı.

ŞİFRELİ NOTLAR DEŞİFRE EDİLDİ, DOSYA YENİDEN AÇILDI

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda dosya yeniden ele alındı.

Soruşturma kapsamında sanıkların geçmişte cezaevindeyken birbirlerine gönderdikleri iddia edilen şifreli notlar da incelendi. Notların deşifre edilmesiyle dosyada yeni delillere ulaşıldı.

Yapılan operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden K.A. ve T.Y. tutuklandı. E.İ. hakkında ise “ev hapsi” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı.

DAVA KAMUOYU TARAFINDAN YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR

18 yıl sonra yeniden gündeme gelen Ahmet Yılmaz dosyası, Zonguldak kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yıllarca faili meçhul olarak kalan olayın mahkeme süreciyle aydınlatılması bekleniyor.

Duruşmada sanıkların birbirinden farklı savunmalar yapması, bir sanığın susma hakkını kullanması, diğer sanığın ise cinayetin boğularak işlendiğini itiraf etmesi davanın seyrini daha da önemli hale getirdi.

Mahkeme heyetinin, sanık beyanları, tanık ifadeleri, HTS kayıtları, baz istasyonu verileri, adli tıp raporları ve dosyada yer alan diğer delilleri değerlendirmesi bekleniyor.

Ahmet Yılmaz’ın ölümüyle ilgili açılan dava, ilerleyen celselerde dinlenecek tanıklar ve değerlendirilecek yeni delillerle devam edecek.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *