Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi!
10 Ekim 2025’te, arkadaşımız ve dostumuz Hakan Tosun’a ulaşamayan ailesiyle birlikte “Hakan nerede?” diye sormaya başladık. Yaklaşık 30 saat sonra Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde olduğunu, bilincinin kapalı olduğunu öğrendik. O andan beri tek bir sorunun peşindeyiz: Hakan’a ne oldu?
Kamuoyuna çağrıda bulunarak kamera kayıtlarının eksiksiz toplanmasını ve tüm tanık beyanlarının titizlikle alınmasını talep ettik. Ancak soruşturmanın başında basına yalnızca bir kişinin attığı yumruk ve Hakan’ın yere düştüğü anlar servis edildi; ölümün yalnızca bu yumruk nedeniyle gerçekleştiğine inanmamız beklendi.
Avukatlarımızla dosyayı incelediğimizde, olayın tutanaklarda aktarıldığı gibi olmadığını gördük. Kamera kayıtları, Hakan’ın baş bölgesine yönelik birden fazla ve yoğun tekme ve yumruk atıldığını açıkça göstermektedir. Adli Tıp raporuna göre ölüm; künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiştir.
Hakan ilk darbelerden sonra uzaklaşmaya çalışmış, ancak sanıklar bir süre sonra geri dönerek darp etmeye devam etmiştir. Bu ısrarlı takip ve tekrarlayan şiddet, öldürme kastının açık göstergesidir.
Buna rağmen hazırlanan fezlekede sanıkların “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçundan cezalandırılması istenmiş ve lehlerine haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceği belirtilmiştir. Oysa hayati bölgeye yönelmiş, tekrarlayan ve ölümle sonuçlanan bu şiddetin yalnızca “yaralama” kapsamında değerlendirilmesi hukuken kabul edilemez. Ortada kasten öldürme suçu vardır ve haksız tahrik söz konusu değildir.
Ayrıca soruşturmada olayın organizasyon boyutu, olası azmettirenler ve tüm failler hakkında kapsamlı inceleme yapılmamıştır. Dosya yalnızca bir ceza dosyası değil, yaşam hakkının korunması meselesidir.
Eylemin doğru hukuki nitelendirilmesini, soruşturmanın eksiksiz yürütülmesini ve sorumluluğu bulunan herkesin adil şekilde yargılanmasını talep ediyoruz. Aksi takdirde cezasızlık algısı güçlenecek ve kamu vicdanı zedelenecektir.
Soruyoruz:
#KatilleriKimlerKoruyor