MERKEZ BANKALARININ ALIMLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Ferman, kısa, orta ve uzun vadede farklı hareketler görülebilmesine rağmen altının genel yönünün yukarı olacağına ilişkin ortak bir beklenti bulunduğunu söyledi.
Ons altının 5 bin doların üzerine çıkabileceğine yönelik tahmini değerlendiren Ferman, bu beklentinin önümüzdeki bir yıllık dönemi kapsadığına dikkat çekti. Belirli rakamlara odaklanmak yerine yükselişi destekleyen unsurların izlenmesi gerektiğini belirtti.
Merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesini bu unsurlar arasında gösteren Ferman, Polonya ve Çin merkez bankalarının alımlarına işaret etti.
GÜÇLÜ DOLAR VE TAHVİL FAİZLERİ BASKI OLUŞTURDU
Altının yükselişini sınırlayan etkenlere de değinen Ferman, güçlü dolar ile ABD devlet tahvillerinin faizlerindeki artışın fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Ferman, “Altının nefesini kesen bir faktör var. O da güçlü dolar sendromu ve Amerikan tahvillerinin yani Amerikan devlet borçlanma kâğıtlarının faizlerinin artması” ifadelerini kullandı.
Eurodaki zayıflığın da doların gücünü desteklediğini belirten Ferman, Avrupa’da yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmelerin piyasalardaki fiyatlamalara yansıdığını dile getirdi.
JEOPOLİTİK GERİLİMLERİN ETKİSİNİ ANLATTI
Ferman, Körfez bölgesindeki çatışmaların ve Rusya-Ukrayna savaşının özellikle enerji fiyatları üzerinden piyasaları etkilediğini ifade etti.
Gerilimin arttığı dönemlerde altına yönelimin güçlenebildiğini, ancak çatışmalar başladıktan sonra farklı nakit ihtiyaçlarının ortaya çıkabildiğini söyledi. Petrol fiyatlarındaki yükselişin, eldeki altının nakde çevrilmesine yol açabildiğini belirterek savaş dönemlerinde de altın fiyatlarında gerileme görülebileceğine dikkat çekti.
“GÜVENLİ LİMAN” ÖZELLİĞİNE VURGU YAPTI
Altının güvenli liman özelliğini koruduğunu ifade eden Ferman, kolaylıkla nakde dönüştürülebilmesinin bu konumda önemli rol oynadığını söyledi.
Dubai’deki altın ticaretine de değinen Ferman, bölgede yaşanan hareketliliğin ve sıkıntıların altın piyasasını etkileyebildiğini belirtti. Ferman’ın değerlendirmelerinde, yükseliş beklentisinin yanında doların seyri, tahvil faizleri ve jeopolitik gelişmelerin de takip edilmesi gerektiği öne çıktı.