Cumhuriyet Halk Partisi Parti Okulu İl Yönetici Eğitimi kapsamında Zonguldak’a yönelik mesajlarını paylaşan Yıldırım Kaya, kentin Türkiye’nin sanayileşme tarihinde ve işçi sınıfının örgütlü mücadelesinde önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Zonguldak’ı “emeğin, alın terinin ve mücadelenin başkenti” olarak nitelendiren Kaya, madenlerde yaşamını yitiren bütün emekçileri saygıyla andığını belirterek ailelerine başsağlığı diledi. Kaya, İl Yönetici Eğitimi’ni hayatını kaybeden madencilerin anısına ithaf ettiklerini ifade etti.
“HİÇBİR TON KÖMÜR, BİR MADENCİNİN CANINDAN DEĞERLİ DEĞİLDİR”
Açıklamasında madenlerdeki çalışma koşullarına ve iş güvenliği uygulamalarına geniş yer ayıran Kaya, bilim ve teknolojideki gelişmelere rağmen madencilerin önlenebilir kazalarda yaşamını yitirmesini eleştirdi.
“Kömürün karası mı, sistemin yüz karası mı?” sorusunu yönelten Kaya, işçi sağlığının maliyet hesabına indirgenemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Peki, bizim madencilerimiz neden hâlâ önlenebilir kazalarda yaşamlarını yitiriyor? Neden bir madenci sabah evinden çıkarken akşam çocuklarına kavuşup kavuşamayacağını düşünmek zorunda kalıyor? Çünkü sorun kömürün karası değil, işçinin yaşamını maliyet hesabına indirgeyen anlayışın yüz karasıdır!”
Madenlerde yaşanan ölümlerin kader olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Kaya, denetimsizlik, ihmaller ve alınmayan önlemlere dikkat çekti. İş güvenliğinin eksiksiz sağlanmasını isteyen Kaya, bağımsız denetimlerin yapılması ve sendikaların denetim süreçlerine katılımının güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Kaya, “Hiçbir ton kömür, bir madencinin canından değerli değildir!” sözleriyle işçi yaşamının bütün ekonomik hesapların önünde tutulması gerektiğini vurguladı.
BÜYÜK MADENCİ YÜRÜYÜŞÜ’NÜ HATIRLATTI
Zonguldak’ın emek mücadelesindeki tarihsel yerine değinen Kaya, 1990’da başlayan ve 1991 yılının ocak ayında Büyük Madenci Yürüyüşü’ne dönüşen direnişi hatırlattı.
Genel Maden İşçileri Sendikası öncülüğünde mücadele eden madencilerin, eşleri ve çocuklarıyla birlikte bütün emekçilerin onurunu savunduğunu ifade eden Kaya, bu mücadelenin kamu çalışanlarının sendikal hak arayışına da güç verdiğini belirtti.
Eğitim emekçilerinin sendikal mücadelesinden geldiğini hatırlatan Kaya, “Hak verilmez, mücadeleyle alınır! Örgütlü emek, toplumsal değişimin en büyük gücüdür!” dedi. Zonguldak’ın bugünkü sorunlarının çözümünde de aynı dayanışma anlayışına ihtiyaç olduğunu kaydetti.
“ZONGULDAK NEDEN KENDİ ÇOCUKLARINI BAŞKA KENTLERE UĞURLUYOR?”
Kentin ekonomik sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kaya, Türkiye Taşkömürü Kurumu, demir-çelik sanayisi, limanları ve yetişmiş iş gücüyle ülke üretimine katkı sağlayan Zonguldak’ta gençlerin iş bulmak için başka şehirlere gitmek zorunda kaldığını söyledi.
Esnafın geçim sıkıntısı, emeklilerin yoksulluk ve gençlerin işsizlikle mücadele ettiğini belirten Kaya, şu soruları yöneltti:
“Bir zamanlar Türkiye’nin dört bir yanından işçi göçü alan Zonguldak, neden bugün kendi çocuklarını başka kentlere uğurluyor? Türkiye’nin yer altı zenginliğini çıkaran Zonguldak, neden kendi insanına insanca yaşam koşulları sağlayamıyor?”
Bu sorunları yıllardır uygulanan ekonomi ve üretim politikalarıyla ilişkilendiren Kaya, TTK’nin güçlendirilmesi, güvenli ve bilimsel madenciliğin esas alınması ve kamu yatırımlarının artırılması gerektiğini ifade etti.
Zonguldak’ın kalkınmasının yalnızca kömür üzerinden ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Kaya; sanayi, üniversite, limanlar, turizm ve doğal güzelliklerin birlikte değerlendirilmesini istedi.
“DÜN EMEĞİNİN HAKKINI ARAYANLAR, BUGÜN EMEKLİLİĞİNİN HAKKINI ARIYOR”
Emeklilerin yaşam koşullarına da değinen Kaya, yıllarca yer altında çalışan madencilerin emeklilik döneminde geçim sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.
“Zonguldak dün emeğin kentiydi, bugün emeklinin de kenti oldu. Ama yıllarca yerin altında alın teri döken emeklilerimiz bugün geçinemiyor!” diyen Kaya, insanca yaşamaya yetecek emekli aylığı talebinin örgütlü mücadeleyle savunulması gerektiğini belirtti.
Kaya, “Dün emeğinin hakkını arayanlar, bugün emekliliğinin hakkını arıyor! Bir ömür çalışmış insanlarımızı yoksulluğa mahkûm eden bu düzeni kabul etmiyoruz!” ifadelerini kullandı.
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ İÇİN BARINMA VE BESLENME ÇAĞRISI
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesini kentin önemli değerlerinden biri olarak tanımlayan Kaya, öğrencilerin eğitim hakkının yalnızca üniversiteye kabul edilmeleriyle güvence altına alınamayacağını söyledi.
Artan kiralar, yetersiz burslar ve ağırlaşan yaşam koşullarının öğrencileri zorladığını belirten Kaya, gençlerin eğitimlerine odaklanabilmesi için temel ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini vurguladı.
“Bir üniversite öğrencisi bilimsel araştırmaya mı odaklanacak, yoksa kirasını ve yemek parasını nasıl karşılayacağını mı düşünecek?” diye soran Kaya, barınma ve beslenmenin sosyal devletin sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Güvenli yurtlara, sağlıklı beslenmeye ve sosyal olanaklara erişimin sağlanmasını isteyen Kaya, üniversitenin kentin kalkınmasına öncülük eden bir bilim merkezi olması gerektiğini söyledi.
“HER ÇOCUĞA EN AZ BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK VERİLMELİ”
Eğitimde fırsat eşitliğine ilişkin taleplerini de sıralayan Kaya, madencilerin çocuklarının geleceğinden kaygı duymaması, ailelerin okul masrafları karşısında çaresiz bırakılmaması gerektiğini belirtti.
Çocukların temel ihtiyaçlarının eksiksiz karşılandığı bir eğitim ortamının önemine dikkat çeken Kaya, her öğrenciye okulda en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesini istedi.
Okullarda yeterli temizlik ve güvenlik personelinin bulunması gerektiğini söyleyen Kaya, öğretmen açığının kadrolu atamalarla kapatılması çağrısında bulundu. Çocukların şiddet, bağımlılık ve akran zorbalığından korunması gerektiğini de vurguladı.
Kaya, “Laik, bilimsel, demokratik ve kamusal eğitim herkesin hakkıdır! Çünkü eğitimde eşitlik sağlanmadan toplumsal adalet sağlanamaz” dedi.
“HALKIN SORUNLARINI BİLEN VE ÇÖZÜM ÜRETEN KADROLAR”
CHP Parti Okulu İl Yönetici Eğitimi’nin amacına da değinen Kaya, yalnızca seçim dönemlerinde vatandaşların kapısını çalan bir siyaset anlayışını benimsemediklerini ifade etti.
Madencilerin çalışma koşullarını, emeklilerin geçim sıkıntısını, öğrencilerin barınma sorununu ve gençlerin gelecek kaygısını birlikte ele aldıklarını belirten Kaya, CHP yöneticilerinin halkın sorunlarını bilen, çözüm üreten ve örgütlü mücadeleyi büyüten kadrolar olması gerektiğini söyledi.
“YER ALTINDAKİ ZENGİNLİK, HALKIN REFAHINA DÖNÜŞECEK”
Açıklamasının son bölümünde Zonguldak halkına seslenen Kaya, kentin en büyük değerinin madencinin alın teri, işçinin onuru ve halkın mücadele geleneği olduğunu vurguladı.
“Kömürün karası madencinin yüzüne bulaşır, yıkanır gider. Ama işçinin canını hiçe sayan, emekliyi açlığa, genci işsizliğe, çocuğu yoksulluğa mahkûm eden sistemin yüz karası tarih boyunca silinmez!” ifadelerini kullanan Kaya, emeğin ve adaletin yanında olduklarını belirtti.
Zonguldak’ın yer altındaki zenginliğinin halkın refahına dönüşmesi gerektiğini söyleyen Kaya; madencilerin can güvenliğinin korunacağı, emeklilerin haklarının teslim edileceği, gençlerin kendi memleketlerinde gelecek kurabileceği ve çocukların eşit eğitim alabileceği bir düzen hedeflediklerini kaydetti.
Kaya, açıklamasını “Emekçinin yüzü gülmeden bu ülkenin yüzü gülmez!” ve “İktidar yolu Parti Okulu!” sözleriyle tamamladı.