Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde 16 Şubat’ta meydana gelen ve 2 maden işçisinin yaşamını yitirdiği, 1 işçinin de yaralandığı özel maden ocağındaki göçüğe ilişkin davanın ilk duruşması görüldü.
Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık H.D. ile tutuksuz sanıklar T.A. ve E.S., hayatını kaybeden işçilerin aileleri, müşteki avukatları ve sanık avukatları katıldı.
Davanın ilk duruşmasında sanık savunmaları, müşteki beyanları ve tanık anlatımları alınırken, duruşmaya tutuklu sanık H.D.’nin yaptığı açıklamalar damga vurdu. H.D., maden ocağının evrak üzerinde kendi adına kayıtlı olduğunu ancak ocağın fiilen başka kişiler tarafından işletildiğini öne sürdü.
“EVRAK ÜSTÜNDE YETKİLİ BENİM”
Savunmasının son bölümünde yeniden söz alan tutuklu sanık H.D., şirketi B.C. isimli bir kişiden devraldığını belirterek, herhangi bir ödeme yapmadığını söyledi.
H.D., mahkemedeki beyanında, “Bu şirketin ortaklığını alırken herhangi bir şekilde para vermedim. Sadece evrak üstünde yetkili kişi benim. Ben bu ocağın faaliyetleriyle ilgili bir şeye karışmıyorum, işçilere talimat vermiyorum” dedi.
Ocağın gerçek sahibinin H.B. olduğunu öne süren H.D., “Ocak H.B.’nindir. 18 nolu sahayı benim üzerime yaptılar. Niye yaptıklarını bilmiyorum. Ben maaşlı çalışıyorum. Maaşımı H.B.’den alıyorum. 150 bin lira maaş alıyorum. H.B. bana maaşı elden vermektedir. Bu ocakla H.B. ve oğulları ilgilenmektedir” ifadelerini kullandı.
Sanık H.D., herhangi bir ihaleye girmediğini ve sahayı devralırken kimseye para ödemediğini de mahkeme heyetine anlattı.
AİLELERDEN “GERÇEK SORUMLULAR YARGILANSIN” TALEBİ
Göçükte hayatını kaybeden işçilerden Ziya Kiret’in yakınları da duruşmada söz aldı. Babasını maden göçüğünde kaybeden Olcay Kiret, ocağın gerçek sahibinin H.D. olmadığını ileri sürdü.
Olcay Kiret, “Ocak sahibi H.D. değildir. Gerçek ocak sahibi H.B.’dir. Onun yargılanmasını istiyorum. Bu ocağın gerçek sahibinin H.B. olduğunu herkes bilir. Bu ocağın gerçek sahibinin H.B. olduğuna dair delillerimiz vardır” dedi.
Onur Kiret ise babasıyla aynı ocakta çalıştığını belirterek, ocağın asıl sahibinin H.B. olduğuna dair tanıkların ve WhatsApp yazışmalarının bulunduğunu söyledi.
Bu beyan üzerine mahkeme heyeti, Onur Kiret’in cep telefonunda bulunan H.B. ile arasındaki yazışmaların incelenerek çıktılarının alınmasına ve dosyaya konulmasına karar verdi.
Ziya Kiret’in eşi Şafak Nur Kiret de eşinin mühendisten habersiz iş yapmayacağını belirterek, ocağın H.B.’ye ait olduğunu söyledi. Kiret, olayda sorumluluğu bulunan herkesin yargılanmasını istediğini ifade ederek şikayetçi oldu.
SANIKLARDAN “İŞÇİLER MESAİ SAATİNDEN ÖNCE OCAĞA GİRDİ” SAVUNMASI
Tutuklu sanık H.D., savunmasında madencilik şirketinin tek yetkilisi olduğunu ve ocağı 15 Aralık 2025’te devraldığını söyledi. Kazadan yaklaşık iki ay önce tek vardiya sistemine geçildiğini anlatan H.D., kazada hayatını kaybeden işçilerin mesai saatinden önce ocağa girdiklerini öne sürdü.
H.D., “Kazazedeler mesai saatinden önce ocağa girmişler. Ocağa girilmeden, mesai başlamadan önce mühendisimiz tarafından ocak önünde tertip yapılıp mesaiye geliş için ayrıca imza atılmaktadır. Vefat edenler mühendise haber vermeden ocağa girmişler” dedi.
Tutuksuz sanık T.A. ise suçlamaları kabul etmedi. 31 Ocak 2026 tarihinde şirketten ayrıldığını belirten T.A., çalıştığı dönemde daimi nezaretçi olduğunu, daha sonra ocakla herhangi bir bağlantısının kalmadığını savundu.
T.A., kazanın meydana geldiği bölgede nefeslik açma çalışması yapıldığını belirterek, “Sonradan duyduğuma göre tavanın göçmesi sonucu tahkimat zayıflayarak kırılmış. Kazanın olduğu yer tahkimat yapılıp nefeslik açılıyordu. En son tahkimatın yapıldığı yer kırılıp çökmüş” ifadelerini kullandı.
Kazadan 5 gün önce daimi nezaretçi olarak atandığını söyleyen tutuksuz sanık E.S. de işçilerin saat 15.00’te başlayan mesai saatinden habersiz şekilde gelip çalıştıklarını öne sürdü.
E.S., “İşçilere habersiz çalışmamalarını eğitimde bildirdim. İşçilerin habersiz ocağa girmeleri daha önce başımıza gelmemiştir” dedi.
YARALI KURTULAN İŞÇİ TANIK OLARAK DİNLENDİ
Duruşmada kazadan yaralı olarak kurtulan İsmet Kabuk da tanık olarak dinlendi. Kabuk, kendisini işe H.B.’nin aldığını ancak ocağın H.D. adına kayıtlı olduğunu bildiğini söyledi.
Kazadan önce şefi Ziya Kiret’in kendisinden sabah gelmesini istediğini belirten Kabuk, nefeslik bölümünde üç gün boyunca çalışma yaptıklarını anlattı.
Kabuk, “Nefeslikte üç gün boyunca çalıştık. Çalışma yaparken bir anda çalıştığımız tavan çöktü. Tahkimatı ağaçtan yapıyorduk. Tahkimat malzemesi sıkıntımız yoktu” ifadelerini kullandı.
DURUŞMA SALONUNDA GERGİNLİK YAŞANDI
Davanın ilk duruşmasında taraf avukatları arasında da gergin anlar yaşandı. Müşteki avukatı Merak Çolak’ın beyanı sırasında sanık avukatlarından birinin müdahalesi üzerine tartışma çıktı.
Kısa sürede karşılıklı bağrışmaya dönüşen tartışmada sanık avukatı Osman Özdoğan, elindeki dosyayı masaya vurdu. Özdoğan’ın müşteki avukatına yönelik “terbiyesiz” dediği iddia edilirken, salonu sinirli şekilde terk ettiği öğrenildi.
Bu sırada bir başka müşteki avukatı da Özdoğan’a, “Bir kadına bağıramazsın, haddini bil” diyerek tepki gösterdi.
Mahkeme salonunda yaşanan gerginliğin ardından duruşmaya devam edildi.
TUTUKLU SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Sanık savunmaları, müşteki beyanları ve tanık anlatımlarının ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Heyet, tutuklu sanık H.D.’nin tahliyesine karar verdi.
Mahkeme ayrıca dosyadaki eksikliklerin giderilmesine, cep telefonu yazışmalarına ilişkin inceleme yapılmasına ve bazı hususların araştırılmasına hükmetti.
Zonguldak’ta 2 maden işçisinin ölümüyle sonuçlanan göçüğe ilişkin davanın bir sonraki duruşması 22 Eylül tarihine ertelendi.