Av. Gökhan Yılmaz açıklamasında, Zonguldak’ın emeğin ve emekçinin başkenti olduğunu vurgulayarak, taş kömürü üretiminin başladığı günden bu yana binlerce madenci şehidi veren kentte iş sağlığı ve güvenliğinin her şeyin önünde tutulması gerektiğinin tartışmasız olduğunu belirtti. Ancak son dönemde alınan üretimi durdurma kararlarının kamuoyunda ciddi soru işaretleri yarattığını dile getirdi.
Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı’na bağlı müfettişlerin 9 Ocak 2026 tarihinde Kozlu, Karadon ve Üzülmez Müessese Müdürlüklerine bağlı maden ocaklarında yaptıkları denetimler sonucunda bazı eksiklikler tespit ettiğini, bu gerekçeyle “İş Yerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik” kapsamında geçici üretim durdurma kararı alındığını hatırlattı. Alınan karar doğrultusunda, üç müesseseye ait dört maden ocağında Salı gününden itibaren üretimin durdurulduğunu kaydetti.
Açıklamada, benzer bir sürecin Mayıs 2025’te de yaşandığına dikkat çekildi. O dönemde de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince tespitler yapıldığını belirten Yılmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında “mevzuat hükümlerinin yorumlanması ve uygulanmasında farklılıklar bulunduğu” gerekçesiyle teftişlerin durdurulduğunu anımsattı. Bu tarihten sonra TTK ve Enerji Bakanlığı tarafından eksikliklerin giderilmesi için çalışmalar başlatıldığını, ihalelerin yapıldığını ve sürecin devam ettiğini ifade eden Yılmaz, buna rağmen Ocak 2026’da teftişlerin hangi gerekçe ve amaçla yeniden başlatıldığının kamuoyuna açıklanmadığını vurguladı.
Av. Gökhan Yılmaz, “Hayati tehlike” kavramı üzerinden TTK, sigorta şirketleri ve ilgili bakanlıklar arasında görüş ayrılığı bulunduğunu savunarak, bu durumun nedenlerine açıklık getirilmesi gerektiğini belirtti. 2016 yılından bu yana yürürlükte olan “İş Yerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik”in 25. maddesine atıfta bulunan Yılmaz, hayati tehlike tespiti halinde işin bir bölümünde veya tamamında durdurulmasının öngörüldüğünü, ancak bu kararların hangi kriterlere göre alındığının net olmadığını dile getirdi.
Yılmaz, TTK bünyesinde İş Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı’na bağlı, müessese yetkilileri, iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ile sendika temsilcilerinin yer aldığı bir kurulun düzenli olarak toplandığını ve denetimlerin yapıldığını hatırlattı. Ayrıca TTK müesseselerinin her yıl SBM ve sigorta şirketi müfettişleri tarafından denetlendiğini ve sigortalandığını belirterek, kâr amacı güden sigorta şirketlerinin hayati tehlike bulunan bir işyerini sigortalamayacağını savundu.
Bu noktada iki temel soru yönelten Yılmaz, eğer üretimi durdurma kararında müfettişler haklıysa, TTK bünyesindeki iş sağlığı ve güvenliği kurullarının ve sigorta şirketlerinin görevlerini ihmal edip etmediğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti. Yılmaz’a göre, bu iki sorunun cevabı aynı noktaya çıkmakta ve üretimi durdurma kararının gerekçeleri kamuoyuna açık şekilde izah edilmeliydi.
Açıklamada, önceki dönem TTK Genel Müdürlerinden Rıfat Dağdelen’in basına yansıyan değerlendirmelerine de yer verildi. Dağdelen’in, maden ocaklarının kapatılıp rehabilite edilmesinin madencilik bilim ve tekniğine aykırı olduğu, rehabilitasyonun üretim devam ederken yapılması gerektiği ve üretimin durdurulmasının metan gazı birikimi gibi riskler doğurabileceği yönündeki ifadelerinin dikkat çekici olduğu belirtildi.
Vatan Partisi Zonguldak İl Başkanı, taş kömürü gibi devlet güvenliği açısından stratejik öneme sahip ürünlerin üretiminin durdurulmasının yalnızca üç müfettişin inisiyatifine bırakılamayacağını vurguladı. Bu nedenle “İş Yerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik”in özellikle 25. maddesinin acilen değiştirilmesi gerektiğini savunan Yılmaz, stratejik ürünlerin üretiminin durdurulmasına ilişkin kararların, ilgili bakanlıklar, kurumlar ve sendika temsilcilerinin yer aldığı bir kurul tarafından alınmasını öngören yeni bir düzenleme yapılması çağrısında bulundu.
Açıklamasında “Amaç özelleştirmenin önünü açmak mı?” sorusunu da gündeme getiren Yılmaz, iki bakanlığın, TTK Genel Müdürlüğü’nün ve AK Parti il başkanlıklarının sessizliğinin birlikte değerlendirildiğinde, bu kararların arkasında başka hesaplar olabileceği düşüncesini güçlendirdiğini ifade etti. TTK gibi tarihi birikime ve tecrübeye sahip, Zonguldak ile özdeşleşmiş stratejik bir kurumun üretiminin bu şekilde durdurulmasına karşı olduklarını belirten Yılmaz, emekçiler başta olmak üzere tüm siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarını bu konuda duyarlı olmaya çağırdı.
Son olarak Av. Gökhan Yılmaz, “Atlantik sisteminin çöktüğü, Asya’nın yükseldiği” bir dönemde Türkiye’nin başı dik, üreten ve tam bağımsız bir ülke olması gerektiğini savunarak, özelleştirmeci politikalardan vazgeçilmesi ve Vatan Partisi’nin savunduğu kamu odaklı “Üreticilerin Millî Hükümeti” modelinin hayata geçirilmesinin zorunlu hale geldiğini ifade etti. Yılmaz, tüm halkı bu hedef doğrultusunda Vatan Partisi saflarında birleşmeye davet etti.