Kaymakçı, açıklamasında Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana ülkenin enerji ihtiyacını karşılamada ve sanayiye kömür temin etmede kritik bir rol üstlendiğini belirtti. Zonguldak havzasında binlerce madencinin alın teriyle sürdürülen üretimin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve tarihsel bir değer taşıdığına dikkat çeken Kaymakçı, TTK’nın kömür madenciliğinde sahip olduğu kurumsal birikimle Türk sanayisinin gizli kahramanı olduğunu dile getirdi.
Madencilik sektörünün doğası gereği yüksek risk barındırdığını belirten Kaymakçı, bu nedenle iş sağlığı ve güvenliğinin üretim kadar hayati olduğunu vurguladı. 2025 yılı Mayıs ayında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince aynı ocaklarda tespit edilen eksiklikler nedeniyle alınan iş durdurma kararının, daha sonra “yorum farklılığı” gerekçesiyle askıya alındığını hatırlatan Kaymakçı, bu durumun olayın sadece teknik değil, siyasi, sosyal ve yönetsel boyutlarının da bulunduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
“Ortada açık bir yönetim krizi ve yönetilememe sorunu vardır” diyen Kaymakçı, kök nedenin mevzuata dayandığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Böyle bir mevzuat olduğu sürece bu tür sorunlar sürekli yaşanacaktır. Eğer TTK’da bu gerekçelerle iş acil olarak durdurulacaksa, Türkiye’de çalışacak maden ocağı kalmayacaktır. Sorunu sadece müfettişlere yüklemek de çözüm değildir. Asıl sorgulanması gereken, Mayıs 2025’ten bu yana TTK’nın bu eksikliklerle ilgili ne yaptığıdır.”
Kaymakçı, Mayıs 2025’ten itibaren geçen yaklaşık 8 aylık sürede hangi iyileştirmelerin yapıldığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, TTK ve Genel Maden İşçileri Sendikası’nın (GMİS) bir araya gelerek söz konusu iş durdurma kararını kaldırdığını hatırlatan Kaymakçı, taraflar arasında ne tür bir uzlaşı sağlandığının ise bilinmediğini kaydetti. Bu tür geçici çözümler yerine, mevzuatın dilinden ve uygulanışından kaynaklanan sorunların giderilmesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, Maden Mühendisleri Odası’nın sürece yönelik somut adımlar attığı da belirtildi. 23 Haziran 2025 tarihli ve 22 No’lu karar doğrultusunda üniversite, sendika, TTK, baro, ticaret ve sanayi odası temsilcileri ile maden komisyonu üyelerinin katılımıyla “Mevzuat Komisyonu” kurulduğu ve bu kapsamda 6 toplantı gerçekleştirildiği ifade edildi.
9 Ocak 2026 tarihinde yapılan denetimler sonucunda alınan yeni iş durdurma kararının, belirli müesseselerde üretimin geçici olarak durmasına yol açtığını belirten Kaymakçı, bu tür kararların ilk bakışta üretim kaybı gibi algılansa da esas amacın işçilerin can güvenliğini sağlamak olduğunu vurguladı. “Hiçbir üretim, bir insan hayatından daha değerli değildir” diyen Kaymakçı, üretimin durmasıyla birlikte işçilerin yaşadığı maddi ve manevi zorlukların da göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Kaymakçı, bu süreçte işçilere yönelik geçici gelir desteği, sosyal ve psikolojik destekler ile teknik eğitim programlarının devreye alınmasının önemine dikkat çekti. Denetimlerin ardından ortaya çıkan eksikliklerin hızla giderilmesi ve üretimin güvenli koşullarda yeniden başlatılmasının TTK yönetiminin öncelikli sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Ayrıca, “işin acil durdurulmasını gerektiren durumlar” kapsamında değerlendirilen bazı başlıklarda hatalı kanaatler olabileceğini belirten Kaymakçı, bu maddelerin hukuki ve teknik çerçevede yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. 2013 yılında yürürlüğe giren ve 2016’da değiştirilen ilgili yönetmeliğin, maden faciaları sonrası gerçek sorumlular yerine çoğu zaman meslek mensuplarının günah keçisi ilan edilmesine yol açtığını savunan Kaymakçı, bu durumun adalet duygusunu zedelediğini ifade etti.
Temel amacın üretimi durdurmak değil, üretimi güvenli hale getirmek olduğunu vurgulayan Kaymakçı, TTK için yaşananların bir krizden ziyade kurumsal gelişim ve güvenlik standartlarını yükseltme fırsatı olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Denetim raporlarının teknik yönleriyle birlikte şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasının, kamu idarelerinin ortak sorumluluğu olduğunu da sözlerine ekledi.
Son olarak Maden Mühendisleri Odası’nın, sürece meslek örgütleri, sendikalar ve akademik çevrelerin dâhil edilmesini önemsediklerini ifade eden Kaymakçı, “Asıl önceliğimiz; madencilerin sağlıklı ve güvenli koşullarda üretim yapabilmesi ve Zonguldak’ın madencilik kültürünün güvenle geleceğe taşınmasıdır” dedi. Meslek odası olarak teknik bilgi ve birikimlerini kamunun hizmetine sunmaya hazır olduklarını da vurguladı.