Zonguldak'ta "THKP-C, Dev-Yol ve Devrimci Hareket" örgütleri içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla Devrimci Gençlik Dernekleri (DGD) mensuplarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan davanın ilk duruşması Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan B.N.T. ve T.S.D.'nin tahliyesine, N.Ş.’nin ise tutukluluk halinin devamına karar verdi.Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince düzenlenen operasyonun ardından 15 Haziran 2026 tarihinde tutuklanan öğrencilerin yargılanmasına başlandı. Duruşmaya tutuklu sanıklar N.Ş., B.N.T. ve T.S.D. ile tutuksuz yargılanan İ.K., sanıkların avukatları ve aileleri katıldı.
SANIKLAR SUÇLAMALARI REDDETTİ: "İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA BAĞLI YASAL BİR DERNEK"
Duruşmada savunmasını yapan sanıklar, "THKP-C, Dev-Yol ve Devrimci Hareket" örgütleriyle bağlarının olmadığını, dernek faaliyetlerinin yasal çerçevede yürütüldüğünü ve haklarındaki iddiaların somut delillere dayanmadığını belirterek suçlamaları reddetti.
Terör örgütü üyesi olmadığını, derneğin İçişleri Bakanlığı’na bağlı ve denetlenebilir bir kurum olduğunu vurgulayan tutuklu sanık N.Ş., "Arkadaşlarıma gönderdiğim 150-200 liralık paralar örgüt finansmanı olarak değerlendirilmiş. Bu miktarlarla örgüt finanse edilemez. Kendimi 'Karadeniz Bölge Sorumlusu' olarak tanıtmam sadece gençlik heyecanı ve itibar görme çabasıyla söylenmiş yalanlardan ibarettir. Evimdeki kitaplar yasal olup kütüphanelerde bulunabilir. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" dedi.
Tutuklu sanık B.N.T. de derneğe üye olmadığını, gönüllü olarak katıldığını belirterek, "Katıldığım yürüyüşlerin tamamı izinliydi. İşçi ve kadın hakları ile Filistin konusundaki hassasiyetim nedeniyle eylemlere katıldım. Yapay zekaya dahi sorarak araştırmalar yaptım. Kötü bir niyetim yoktu, akademisyen olmak istiyorum" ifadelerini kullandı.
Tutuklu sanık T.S.D de sosyalleşmek ve felsefi konuları tartışmak amacıyla etkinliklere katıldığını ifade ederek, "Mahir Çayan adını okuldaki hocalarımızdan da duymuştuk. Hümanist düşünceleri ilgimizi çekmişti. Okulda Siyaset ve Kamu Yönetimi okuyorum, hayalim kaymakam olmak. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" diye konuştu.
Yasadışı hiçbir faaliyette bulunmadığını belirten tutuksuz sanık İ.K. de, "6 Şubat depremleri ve dünyadaki sömürüler beni dernek çatısı altında demokratik tepki vermeye yöneltti. Hiyerarşik bir sorumluluğum yok, beraatimi istiyorum" şeklinde konuştu.
AVUKATLARDAN CMK 135 VE USUL İTİRAZI
Sanık avukatları ise dosyada yer alan dinleme kayıtlarının ve delil toplama yöntemlerinin hukuka aykırı olduğunu savundu. İddianamedeki tutarsızlıklara dikkat çeken savunma makamı; sticker yapıştırma, dergi satışı ve arkadaş arasında gönderilen küçük miktarlardaki paraların "terör örgütü üyeliği" veya " örgüt finansmanı" olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek tüm sanıkların tahliyesini ve beraatini istedi.
Duruşmada dinlenen tanık Ş.Ü. ise sanıklarla üniversiteden arkadaş olduğunu, dernek faaliyetlerine katılması yönünde kendisine herhangi bir baskı veya tehdit yapılmadığını beyan etti.
İKİ TAHLİYE, BİR TUTUKLULUĞUN DEVAMI
Mütalaasını sunan cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamını talep etti.
Ara kararını açıklayan Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tutuklu sanıklar B.N.T. ve T.S.D.'nin yurt dışına çıkış yasağı tedbiriyle tahliyesine, sanık N.Ş.'nin tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanık İ.K. hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi.
Eksik hususların giderilmesi ve diğer tanıkların dinlenmesi için duruşma 23 Ekim 2026 tarihine ertelendi.