Halk TV’de gazeteci Gizem Çetin’in hazırlayıp sunduğu “Parantez” adlı programın canlı yayınına katılan Ayaroğlu, üretimin durdurulması kararının ardından yaşanan üst düzey bürokrat görevden almalarının, sürecin doğrudan bir sonucu olduğunu savundu. Ayaroğlu, alınan kararların yalnızca teknik bir denetim meselesi olmadığını, bölge halkını ve ülke ekonomisini yakından ilgilendiren ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
“GÖREVDEN ALMALAR SÜRECİN BİR PARÇASI”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yaşanan görev değişimlerine dikkat çeken Ayaroğlu, TTK’ya bağlı dört müessese müdürlüğünde üretimin durdurulmasına neden olan teftiş sürecini yürüten isimlerin Cumhurbaşkanı kararıyla görevden alınmasının rastlantı olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Ayaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
“TTK’ya bağlı dört müessese müdürlüğünde üretimin durdurulmasına neden olan teftiş sürecini yöneten Rehberlik ve Teftiş Başkanı Bekir Aktürk ile İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü İbrahim Esenkar’ın görevden alınmaları tesadüf değildir. Bu kararlar, yaşanan sürecin ne kadar tartışmalı yürütüldüğünü açıkça göstermektedir.”
“190 YILLIK MADEN HAVZASINDA YERLEŞİK BİR KÜLTÜR VAR”
Zonguldak’ın 190 yılı aşan madencilik geçmişine vurgu yapan Ayaroğlu, bölgenin kendine özgü bir üretim ve çalışma kültürüne sahip olduğunu hatırlattı. Müfettiş raporlarında yer alan yorum farklılıklarının, üretimin tamamen durdurulması gibi ağır sonuçlara yol açmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Ayaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“190 yıllık köklü bir maden havzasından söz ediyoruz. Burada yıllar içinde oluşmuş bir çalışma kültürü, bir üretim pratiği var. Müfettiş raporlarındaki yorum farklılıkları nedeniyle üretimin durdurulması, en çok bölge insanını mağdur etmektedir. Bedeli Zonguldaklı madenciler ve aileleri ödemektedir.”
“ÜRETİMİN DURMASI SADECE ZONGULDAK’IN DEĞİL, TÜRKİYE’NİN KAYBIDIR”
Ayaroğlu, üretimin durdurulmasının yalnızca Zonguldak’ı değil, Türkiye’nin enerji politikalarını da olumsuz etkilediğini belirtti. Yerli kömür üretiminin stratejik önemine dikkat çeken Ayaroğlu, TTK’nın göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Zonguldak’ın Cumhuriyet tarihindeki yerine değinen Ayaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Zonguldak, Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana ülke sanayileşmesine omuz vermiş bir kenttir. Türkiye’nin TTK’ya, yerli kömür üretimine ihtiyacı vardır. Üretimin aksaması sadece bölgesel değil, ulusal ölçekte bir kayıptır.”
“SORUNLAR ACİLEN ÇÖZÜLMELİ”
Programda yaptığı açıklamaların sonunda çağrıda bulunan Ayaroğlu, kurum içindeki görüş ayrılıklarının ve uygulamadaki sorunların bir an önce giderilmesi gerektiğini ifade etti. Ayaroğlu, üretimin yeniden tam kapasiteyle başlamasının hem çalışanlar hem de ülke ekonomisi açısından hayati önem taşıdığını belirtti.
“Yaşanan aksaklıklar ve görüş ayrılıkları daha fazla uzatılmadan çözülmelidir. Ocaklarda yeniden tam kapasite üretime geçilmesi hem Zonguldak için hem de Türkiye için zorunluluktur.”
Ayaroğlu’nun açıklamaları, TTK’da yaşanan üretim durdurma süreci ve ardından gelen bürokratik görev değişimlerinin kamuoyunda daha geniş biçimde tartışılmasına neden oldu. Gözler, önümüzdeki günlerde alınacak yeni kararlara ve üretimin yeniden başlatılıp başlatılmayacağına çevrildi.