Göçükte yaşamını yitiren Türkan Akçaharman Özhan’a Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı, yaralı kurtarılan Kenan Akçaharman’a acil şifalar dilenen açıklamada, olayın bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiği belirtildi.
Temsilcilik, yapı güvenliğinin yalnızca deprem tehlikesi üzerinden değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti. Mevcut yapıların durumu, zemin koşulları, istinat yapıları, kontrolsüz müdahaleler ve yıkım faaliyetlerinin de can güvenliği açısından önemli olduğu ifade edildi.
OLAY ÖNCESİNDEKİ TEHLİKE İŞARETLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Açıklamada, basına yansıyan bilgilere göre 17 Ekim’deki yoğun yağışın ardından olayın yaşandığı bölgede metruk bir yapıda kısmi çökme meydana geldiği, çevredeki istinat duvarlarında çatlaklar tespit edildiği ve sonraki günlerde yıkım çalışmaları gerçekleştirildiği aktarıldı.
Bir kişinin yaşamını yitirdiği 21 Ekim’deki göçüğün, bitişikteki yapıda yürütülen yıkım çalışmaları sırasında meydana geldiği yönündeki bilgilerin kamuoyuna yansıdığı hatırlatıldı. Temsilcilik, bu gelişmelerin olay öncesindeki risk belirtilerinin nasıl değerlendirildiği, hangi teknik incelemelerin yapıldığı ve ne tür güvenlik tedbirlerinin alındığı sorularını gündeme getirdiğini belirtti.
Olayın kesin nedeninin ancak ayrıntılı teknik incelemeler sonucunda belirlenebileceği vurgulanan açıklamada, önceden oluşan hasarların, yapılan müdahalelerin, yıkım sürecinin ve alınan önlemlerin birlikte araştırılması istendi.
Yıkım faaliyetlerinin mühendislik esaslarına uygun biçimde planlanması, teknik gözetim altında yürütülmesi ve çevredeki yapıların güvenliğinin sağlanmasının hayati önem taşıdığı kaydedildi.
“TAHLİYE KARARLARI ÖZEL KİŞİLERİN İNİSİYATİFİNE BIRAKILAMAZ”
Temsilciliğin açıklamasında, tehlike altındaki yapıların tahliye edilmesi ve çevre güvenliğinin sağlanması süreçlerine ayrı bir başlık açıldı.
“Can güvenliğini doğrudan ilgilendiren tahliye kararlarının alınması ve uygulanması, müteahhitlerin, yapı sahiplerinin veya diğer özel kişilerin inisiyatifine bırakılamaz” denilen açıklamada, riskli yapıların tahliyesinin teknik incelemeler doğrultusunda, yetkili kamu kurumlarının koordinasyonunda ve doğrudan denetimi altında yürütülmesi gerektiği ifade edildi.
Tahliye edilen vatandaşların güvenli alanlara yönlendirilmesi, ihtiyaç halinde geçici barınmalarının sağlanması ve tehlikeli bölgelere kontrolsüz girişlerin engellenmesinin kamusal sorumluluk kapsamında ele alınması istendi.
MALİYET TARTIŞMALARI GÜVENLİK ÖNLEMLERİNİ GECİKTİRMEMELİ
Acil tehlike durumlarında alınacak önlemlerin özel kişiler arasındaki görüşmelere, ekonomik anlaşmazlıklara veya maliyet hesaplarına bağlı olarak geciktirilmemesi gerektiği belirtildi.
Temsilcilik, tahliye ve güvenlik tedbirlerine ilişkin zorunlu harcamaların, ilgili mevzuat ve sorumluluk tespitleri çerçevesinde gerektiğinde kusuru veya hukuki sorumluluğu bulunan müteahhitlere ve diğer ilgililere rücu ettirilmesini istedi. Ancak maliyetin kim tarafından karşılanacağına ilişkin işlemlerin, can güvenliğinin sağlanmasının önüne geçmemesi gerektiğinin altı çizildi.
İlgili kamu kurumlarının, tehlike ortaya çıktığında yurttaşların yaşam hakkını koruması ve gerekli önlemlerin eksiksiz uygulanmasını sağlaması gerektiği vurgulandı.
ZONGULDAK’IN KENDİNE ÖZGÜ KOŞULLARI HATIRLATILDI
Açıklamada, Zonguldak’ın eğimli topoğrafyası, yoğun ve yer yer düzensiz yapılaşması, geçmişten gelen madencilik faaliyetleri, yerel zemin koşulları ve yoğun yağışların etkisi nedeniyle yapı güvenliği açısından çok yönlü değerlendirilmesi gereken bir kent olduğu belirtildi.
Özellikle eski yapıların yoğunlaştığı, bitişik nizam yapılaşmanın bulunduğu, istinat yapılarının kullanıldığı ve zemin hareketlerinin gözlemlendiği alanlarda risklerin yalnızca bina bazında ele alınmasının yeterli olmadığı ifade edildi. Bu bölgelerde yapıların çevreleriyle birlikte incelenmesi gerektiği kaydedildi.
Kentte yapı güvenliğinin yalnızca yeni binaların projelendirilmesi ve denetlenmesiyle sağlanamayacağını belirten temsilcilik, mevcut yapılara zaman içerisinde yapılan müdahalelerin de tespit edilmesini istedi.
“YAPI ENVANTERİ DAHA FAZLA ZAMAN KAYBEDİLMEDEN ÇIKARILMALI”
İMO Zonguldak Temsilciliği, kent genelinde yapı envanterinin oluşturulması çağrısını yineledi. Yapıların mevcut durumlarının belirlenmesi ve elde edilecek veriler doğrultusunda öncelikli risk alanlarının tespit edilmesi gerektiğini bildirdi.
Bu çalışmaların yalnızca binaların yaşı veya dış görünüşü üzerinden yürütülmemesi gerektiği vurgulandı. Değerlendirmelerin bilimsel ve teknik esaslara dayanan, aşamalı ve kapsamlı bir sistem içerisinde yapılması istendi.
Açıklamada, mevcut yapı stokunun durumunun belirlenmesinin ve risk taşıyan yapıların gerekli mühendislik incelemelerinden geçirilmesinin zorunlu olduğu ifade edildi.
RUHSATLI OLMASI MEVCUT GÜVENLİĞİNİ GÖSTERMEZ
Temsilcilik, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun, 8 Ekim 2026 tarihinde İstanbul Maltepe’de yaşanan bina çökmesinin ardından yaptığı açıklamayı da hatırlattı. Yurttaşların yaşadıkları yapıların güvenliği hakkında bilgi sahibi olmasının temel bir hak olduğu belirtildi.
Bir yapının ruhsatlı olmasının mevcut durumda güvenli olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekilen açıklamada, yıllar içerisinde yapılan müdahalelerin, kullanım değişikliklerinin ve çevredeki yapılaşma faaliyetlerinin güvenliği etkileyebileceği ifade edildi.
Bu nedenle yapıların yalnızca ilk inşa edildikleri tarihteki bilgilerinin değil, mevcut fiziksel koşullarının ve zaman içerisinde geçirdikleri değişikliklerin de kayıt altına alınması istendi. Vatandaşların kullandıkları yapıların güvenliğini öğrenebilmek için bir felaketin yaşanmasını beklemek zorunda kalmaması gerektiği vurgulandı.
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ADA BAZLI PLANLAMA ÇAĞRISI
Yaşanan göçüğün, Zonguldak kent merkezindeki eski yapılaşma alanlarını ve kentsel dönüşüm ihtiyacını yeniden gündeme getirdiği belirtilen açıklamada, dönüşümün yalnızca birbirinden bağımsız bina yenilemeleri şeklinde yürütülmesinin yetersiz kalacağı ifade edildi.
Temsilcilik, kentin topoğrafik koşullarıyla birlikte geçmişte oluşan düzensiz ve sıkışık yapılaşmanın; dar sokaklar, yetersiz ulaşım bağlantıları ve bitişik nizam yapı yoğunluğu gibi sorunları beraberinde getirdiğini belirtti.
Parsel bazındaki yenilemelerin tekil yapıların güvenliğini artırabilse de dar sokakları genişletmediği, ulaşım sorunlarını çözmediği ve kentsel dokunun bütününde ihtiyaç duyulan iyileşmeyi sağlayamadığı kaydedildi.
Bu nedenle eski ve yoğun yapılaşmanın bulunduğu bölgelerde ada bazlı, gerektiğinde birden fazla yapı adasını kapsayan planlı dönüşüm uygulamalarına öncelik verilmesi istendi.
ÇARŞI POSTANESİ İLE KADIRGA CADDESİ ARASINDAKİ BÖLGEYE DİKKAT ÇEKİLDİ
Açıklamada, son göçüğün yaşandığı bölgeye ilişkin önerilere de yer verildi. Çarşı Postanesi’nin arka kesiminden Kadırga Caddesi’nin üst kotlarına kadar uzanan alandaki eski yapılaşmanın, dar ve yer yer araç ulaşımına imkân vermeyen yolların ve yapı güvenliği sorunlarının birlikte ele alınması gerektiği belirtildi.
Bölgedeki yapı stoku ve zemin koşullarının mühendislik esaslarına göre incelenmesi istendi. Mülkiyet durumu, ulaşım bağlantıları, altyapı ihtiyaçları ve afetlere müdahale olanaklarının birlikte değerlendirilerek ada bazlı yenileme için gerekli planlama süreçlerinin yürütülmesi çağrısında bulunuldu.
Dönüşüm çalışmalarında yalnızca binaların yıkılıp yeniden yapılmasının hedeflenmemesi gerektiği ifade edildi. Gerektiğinde yolların genişletilmesi, itfaiye ve ambulans gibi acil müdahale araçlarının erişiminin sağlanması ve güvenli yaya güzergâhlarının oluşturulması istendi.
Süreçlerin kamu yararı, bilimsel planlama ilkeleri ve hak sahiplerinin haklarının korunması temelinde yürütülmesinin önemine dikkat çekildi.
YETKİLİ KURUMLARA YEDİ MADDELİ ÇAĞRI
İMO Zonguldak Temsilciliği, olayın ardından ivedilikle ele alınmasını istediği konuları yedi maddede sıraladı:
- Göçük bölgesindeki yapıların, istinat duvarlarının ve zemin koşullarının uzman mühendisler tarafından kapsamlı biçimde incelenmesi, riskli alanlarda tahliye ve güvenlik önlemlerinin alınması.
- Önceki kısmi çökmenin ardından hazırlanan tutanakların, teknik değerlendirmelerin, alınan kararların ve uygulanan tedbirlerin incelenmesi.
- Yıkımın hangi teknik esaslara göre planlandığının, komşu yapıların güvenliğine ilişkin değerlendirme yapılıp yapılmadığının ve çalışmaların nasıl denetlendiğinin araştırılması.
- Tahliye ve çevre güvenliği süreçlerinin yetkili kamu kurumlarınca yürütülmesi, özel kişilerin inisiyatifine bırakılmaması ve gerekli harcamaların hukuki sorumlularına rücu ettirilmesine yönelik mekanizmaların işletilmesi.
- Eski ve riskli yapıların yoğunlaştığı bölgelerden başlanarak Zonguldak genelinde kapsamlı bir yapı envanteri oluşturulması.
- Yapı güvenliği bilgilerinin güncel, erişilebilir ve şeffaf bir sistemde toplanması, vatandaşların yaşadıkları yapıların durumu hakkında bilgi edinmesinin sağlanması.
- Riskli yapıların tespiti, güçlendirilmesi, yenilenmesi ve gerektiğinde tahliyesinde kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve meslek odalarının iş birliği yapması.
“TALEBİMİZ GELECEĞİMİZ” ÇALIŞMALARI HATIRLATILDI
Temsilcilik, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından yürütülen “Talebimiz Geleceğimiz” çalışmaları kapsamında kentteki kamu kurumları, yerel yönetimler, siyasi parti temsilcileri ve ilgili kuruluşlarla yapılan görüşmelerde yapı güvenliği konusunun gündeme taşındığını bildirdi.
Bu görüşmelerde mühendislik hizmetlerinin önemi, mesleğin karşı karşıya bulunduğu sorunlar ve mevcut yapı stokunun durumunun belirlenmesi üzerinde durulduğu aktarıldı.
İnşaat mühendisliğinin yalnızca yapıların projelendirilmesi ve inşa edilmesinden ibaret olmadığı; yapıların bütün yaşam döngüsü boyunca güvenliğinin sağlanmasında, risklerin belirlenmesinde ve felaketlerin önlenmesinde temel rol üstlendiği ifade edildi.
Mühendislik hizmetlerinin karar alma süreçlerinde etkin biçimde yer alması talebinin, doğrudan toplumun can ve mal güvenliğiyle ilgili olduğu vurgulandı.
BİLİMSEL VE TEKNİK ÇALIŞMALARA KATKI SUNMAYA HAZIR OLDUKLARINI BİLDİRDİLER
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını, varsa ihmal ve kusurların ortaya çıkarılmasını isteyen temsilcilik, yapı güvenliğinde temel hedefin tehlikeleri önceden belirleyerek can kayıplarını önlemek olması gerektiğini kaydetti.
İMO Zonguldak Temsilciliği, kentin yapı güvenliğinin artırılmasına yönelik her türlü bilimsel ve teknik çalışmaya katkı sunmaya hazır olduğunu bildirdi.
Açıklama, “İnsan yaşamı her türlü ekonomik ve idari kaygının üzerindedir. Güvenli yapılarda yaşamak bir ayrıcalık değil, temel bir haktır” ifadeleriyle tamamlandı. Yeni acıların yaşanmaması için bilim ve mühendisliğin gerektirdiği adımların gecikmeden atılması istendi.