reklam
reklam
Aynı senaryo farklı isimler!

Aynı senaryo farklı isimler!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Zonguldak’ta siyaset değişiyor, isimler değişiyor, koltuklar el değiştiriyor ama bir şey hiç değişmiyor!
Eleştiriye tahammülsüzlük ve gazeteciyi hizaya sokma refleksi.
Son günlerde Tahsin Erdem’i eleştiren gazetecilere yönelik başlatılan “itibarsızlaştırma” çalışmaları, aslında bu kentin hafızasında çok taze. 
Çünkü biz bu filmi daha önce izledik. 
Hem de defalarca.
Dün sahnede Ömer Selim Alan vardı. 
Perde arkasında ise ona yakın medya organları… 
Bir haber yaptınız mı?
Ertesi gün manşet. 
Bir eleştiri mi dile getirdiniz? 
Hemen köşe yazısı. 
O dönemde Hamdi Uçar’ı ve belediye yönetimini eleştirdiğimizde de tablo aynıydı.
Sanki şehir yönetilmiyor da medya üzerinden psikolojik harp yürütülüyordu.
Eleştiri yapan gazeteci değil, sanki kamu düzenine tehdit unsuru!
Şimdi roller değişti. 
İsimler farklı. 
Ama yöntem? 
Aynı yöntem.
Bir gazeteci belediye başkanını eleştirince ne olur? 
Normal bir demokraside cevap gelir.
Açıklama yapılır. 
Rakam konur. 
Belge gösterilir.
Bizde ne oluyor?
Önce fısıltı gazetesi devreye giriyor.
Sonra “yakın medya” kalemleri ısınıyor.
Ardından hedef gösterme başlıyor.
Bu yeni değil. 
Sadece aktör değişti.
Bugün Tahsin Erdem’e yakın medya kuruluşlarının yaptığı da tam olarak bu.
Eleştiriye cevap vermek yerine eleştireni tartışmaya açmak. 
Konuyu dağıtmak. 
Dikkati başka yöne çekmek. 
Yani klasik yöntem: “Mesajı çürütemiyorsan, mesajı vereni yıprat.”
Biz alışığız. 
Gerçekten alışığız.
Yıllardır bu şehirde gazetecilik yapıp da itibarsızlaştırma operasyonu görmemiş olan zaten stajyerdir.
Ama mesele biz değiliz.
Mesele, bu çirkeflikle ilk kez karşılaşan genç meslektaşlarımız.
Şunu açık açık söyleyelim!
Benim gözümde Ömer Selim Alan neyse, Tahsin Erdem odur.
Benim gözümde Hamdi Uçar neyse, bugün aynı refleksleri gösteren herkes odur.
Çünkü mesele parti değil. 
Mesele zihniyet.
Eleştirilince savunmaya geçmek başka şeydir.
Eleştireni susturmaya çalışmak başka şey.
Bir belediye başkanı kameralar önünde özgür basın vurgusu yapıp, kameralar arkasında eleştiren gazetecilere karşı medya sopasını devreye sokuyorsa, orada samimiyet sorgulanır.
Hatta daha ileri gidelim!
En azından Ömer Selim Alan iki alanda da aynıydı.
Kameralar önünde neyse, arkasında da oydu.
Tavrı netti. Sertti ama tutarlıydı.
Şimdi ise daha sofistike bir tablo var.
Kameralar önünde demokrasi…
Kameralar arkasında organizasyon.
Şunu herkes bilsin!
Gazetecinin görevi alkışlamak değildir.
Belediye başkanının görevi de gazeteci dizayn etmek değildir.
Eğer bir şehirde gazeteciler, başkanı eleştirdikleri için sistemli biçimde hedef gösteriliyorsa, orada sorun gazetecide değil; yönetim anlayışındadır.
Bugün yapılan itibarsızlaştırma girişimleri, aslında bir zayıflık göstergesidir.
Çünkü güçlü yönetim eleştiriden korkmaz. 
Güçlü yönetim cevap verir. 
Belgeli konuşur. 
Tartışır.
Zayıf yönetim ise çevresini daraltır. 
Sadece kendisini alkışlayanları duymak ister.
Bu şehir çok şey gördü.
Siyasi baskı da gördü.
Medya operasyonu da gördü.
İtibarsızlaştırma kampanyası da gördü.
Ama bir şeyi de gördü!
Hiçbir itibarsızlaştırma kampanyası, gerçeğin önünde uzun süre duramadı.
Bugün yapılanlar da yarın unutulacak.
Ama kimin nasıl davrandığı hafızaya kazınacak.
Ve şunu unutmayın!
Gazeteciyi yıpratarak gerçeği değiştiremezsiniz.
Sadece kendi tahammül sınırlarınızı ifşa edersiniz.

SAVCILIKTAN NİŞAN ÇIKMAZ!

Zonguldak yerel basınında geçtiğimiz akşam bir “nişan” haberi çıktı ki, haberi ilk gördüğümde hem düşündüm hem de acaba doğrumu ki diye sordum.
Nazan Pulat’ın kızı Canan Pulat’ın, Tahsin Erdem’in oğlu “Barış Emirhan Erdem ile nişanlanıyor” şeklindeki haber kentte bomba etkisi yarattı.
Barış Emirhan Erdem’in bu kadar konuşulan olayları varken nişanlanması birde bunun CHP Kadın Kolları İl Başkanı Nazan Pulan’ın kızı ile olması beni gerçekten şaşırtmıştı.
Çünkü Nazan Pulat CHP’de Kadın Kollarını temsil eden biriydi.
Tabi haberin gerçek olmadığı hemen anlaşıldı.
Nazan Pulat ve Canan Pulat isimlerinin Barış Emirhan Erdem ile yan yana gelmesinden o kadar rahatsız olmuşlar ki soluğu Cumhuriyet Başsavcılığı’nda aldılar.
Haberi yapanlardan şikayetçi oldular!
Şimdi insan sormadan edemiyor!
Tabi bu haberi yapan arkadaşlar, kahve falına mı baktı, yoksa Zonguldak’ta yeni bir “kurgusal evlilik servisi” mi kuruldu? Orası da muamma ama Zonguldak’ta iyi gündem oldu!
Ortada ne nişan var, ne söz var, ne yüzük var… 
Duydum ki ile haber yapılamayacağı bir kez daha ortaya çıkmış oldu! 
Hele hele iki insanın hayatını, ailesini, itibarını ilgilendiren bir konuda daha da dikkatli olunması gerekir.
Gelelim meselenin sosyolojik boyutuna…
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in oğlu Barış Emirhan Erdem…
Kendisi işsiz! 
İş arayışı malum.
Babası Tahsin Erdem’in Genel Maden İşçileri Sendikası’na gittiği, oğluna iş istediğini herkes biliyor. 
Bence Tahsin Erdem oğlunu Zonguldak Belediyesi’ne alarak iş alımlarında yapmış olduğu memleketçilik ve yandaşcılığı taçlandırması gerekiyor. 
Ne var zaten kimse bir şey demiyor.
Neyse yapacak bir şey yok Barış Emirhan Erdem bu nişanı çok ister ama belli ki Canan Pulat istememiş. 
Çünkü aşk, savcılık dilekçesiyle başlamaz.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *