reklam
reklam
Servetin Siyaseti, Siyasetin Serveti

Servetin Siyaseti, Siyasetin Serveti

YAYINLAMA:

Bir toplumda Adalet duygusu bir günde ölmez.

Önce küçük bir şüphe düşer insanların içine.

Sonra bir soru büyür.

Sonra insanlar birbirine bakıp aynı şeyi söylemeye başlar:

“Bizim hayatımız neden böyle, onların hayatı nasıl böyle?”

Bugün fon tartışmasını yalnızca borsa ekranındaki rakamlarla okumak büyük resmi kaçırmaktır.

Çünkü milyonlar, milyarlar konuşulurken,

Türkiye’nin başka bir tarafında emekli pazar filesini hesaplıyor, işçi kredi kartının son ödeme tarihini kolluyor,genç bir üniversite öğrencisi ev kirasını denkleştirmeye çalışıyor.

Toplumun bir tarafında geçim ekonomisi,diğer tarafında servet ekonomisi var.

İşte siyaset tam bu iki dünyanın arasında sıkışıyor.

Sayın Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı üzerinden kamuoyuna yansıyan fon ve malvarlığı tartışmaları bu nedenle yalnızca bir kişinin finansal işlemleri olarak görülmemeli.

Asıl soru daha derinde:

Büyük bir servet nasıl oluştu?

Kaynağı neydi?

İlk sermaye nereden geldi?

Kazanç hangi işlemler sonucunda ortaya çıktı?

Kamu göreviyle finansal hareketler arasında herhangi bir ilişki var mıydı?

Bunlar araştırılmalı.

Çünkü servet sahibi olmak suç değildir.

Fakat kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturan büyük finansal hareketleri araştırmak da suçlama değildir.

Bu,devletin denetleme görevidir.

Malvarlığına yönelik tedbir talepleri de bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Tedbir,hüküm değildir.

Soruşturma, mahkûmiyet değildir.

Fakat soruşturma varsa,soruların da cevabı aranmalıdır.

Hukuk Devleti tam olarak bunun için vardır.

Ne sosyal medya mahkemesi…

Ne siyasi bir koruma…

Belge,delil ve hukuk.

Üstünlerin hukuku değil,hukukun üstünlüğü esas alınmalıdır.

Burada siyasetin kendisine dönüp bakması gereken daha büyük bir ayna var.

AK Parti kendi içerisindeki pisliklerden temizlenmek zorunda.

Kendi bağırsaklarındaki parazitleri görmezden gelerek yol yürüyemez.

Çünkü siyaset yalnızca rakiplerini eleştirme sanatı değildir.

Kendi gerçeğine de bakabilme cesaretidir.

Yanlış her yerde yanlıştır.

Sebepsiz zenginleşme iddiası,artık bir iddiadan da ibaret değildir.

Kamu gücünün kişisel menfaat için kullanıldığına dair deliller, bağımsız yargı tarafından mutlaka değerlendirmelidir.

Suç yoksa zaten aklanır.

Suç varsa hukuk gereğini yapmalıdır.

Bunun adı siyasi intikam değildir.

Bunun adı siyasi temizliktir.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sahip çıkmak ile AK Parti içerisindeki yanlışların araştırılmasını istemek birbirinin zıttı değildir.

Tam tersine,bir siyasi hareketin liderine ve siyasi geçmişine değer verenler,o hareketin içerisindeki yanlışların temizlenmesini de isteyebilir.

Çünkü liderler gelir geçer.

Kadrolar değişir.

Makamlar değişir.

Sadece Devlet kalır.

Yaklaşan seçim dönemi bu yüzden yalnızca sandık hesabı değildir.

Aynı zamanda bir siyasi muhasebedir.

Millet şunu soracaktır:

Kim kendi içerisindeki yanlışa müdahale etti ?

Kim servetin kaynağını sordu ?

Kim makamın arkasına saklanmadı ?

Kim “bizim adamımız” diyerek hukuku ikinci plana atmadı?

Bu soruların cevabı,seçim kampanyalarından daha uzun yaşayabilir.

Çünkü toplumun hafızasında bazen bir seçim sonucu değil,adaletsizlik duygusu kalır.

Bugün fon meselesinde yapılması gereken de budur:

Paranın izini sürmek.

Kaynağını araştırmak.

Belgeleri ortaya koymak.

Hukuka aykırılık varsa gereğini yapmak.

Kim olursa olsun aynı hukuk terazisinde tartmak.

Çünkü mesele Fatma Betül Sayan Kaya’dan da büyük.

Mesele AK Parti’den de büyük.

Mesele,Devletin servet karşısındaki ağırlığıdır.

Eğer Devlet güçlüye de güçsüze de aynı soruyu sorabiliyorsa, adalet vardır.

Eğer makam değişince hukuk değişmiyorsa, devlet vardır.

Eğer siyasi aidiyet, hukukun önüne geçmiyorsa, toplum yeniden nefes alır.

Mızrap yine çuvala sığmıyor.

Çünkü bu kez mesele yalnızca paranın miktarı değil.

Mesele,paranın toplumdaki adalet duygusunu ne kadar değiştirdiğidir.

Bu nedenle yaşananları yalnızca bir fon dosyası olarak değil,Türkiye siyasetinin kendi içerisini temizleyip temizleyemeyeceğinin başlangıcı olarak okumak gerekir.

Yakın seçim dönemi öncesinde asıl sınav budur:

Siyaset kendi içindeki servet gölgelerini aydınlatabilecek mi?

Hukuk ise son sözü söyleyecek.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *