reklam
reklam
Sokağın sesi, vicdanın yolu!

Sokağın sesi, vicdanın yolu!

YAYINLAMA:

Bazı tarihler vardır; takvimden silseniz bile insanın hafızasından silemezsiniz.

2 Şubat 2026 benim için böyle bir tarihti.

O gün cezaevinin kapısından içeri girerken yalnızca özgürlüğümden bir süreliğine uzaklaşmadım. İnsanları da başka bir gözle görmeye başladım.Çünkü zor zamanların garip bir huyu vardır; ikalabalığı azaltır, geriye gerçekten yanınızda olanları bırakır.

Kendisine ağabey dediğim,yol arkadaşı bildiğim insanların bazılarının o günlerde sırtını döndüğünü gördüm.

Kızmadım.

Şaşırdım belki.

Sonra düşündüm. Makamdan korkanlar vardır. Koltuğunu kaybetmekten çekinenler vardır. Kendi geleceğini güvenceye almak uğruna dün omuz omuza yürüdüğü insanı bugün görmezden gelenler vardır.

Zor zamanlar insanları kaybettirmez; kimlerin gerçekten yol arkadaşı olduğunu gösterir.

Cezaevine girerken suçsuz olduğuma olan inancımı kaybetmedim. Süreç devam etti. Sonrasında ilgili mahkemenin kararıyla infazım durduruldu ve denetimli serbestlik uygulaması kaldırıldı.

Ben sokağın içinden gelen biriyim.

İşçinin öfkesini, emekçinin sabrını, ekmek bekleyen insanın sessizliğini bilirim.Bir sendikacı olarak yıllardır insanların arasında yürüdüm.

Bu yüzden sokağın gücünü temsil ettiğimi söylerken bundan utanmam.

Fakat benim mücadelem öfkenin peşinden gitmek değil, hakkın peşinden yürümektir.

Yaşadığım süreci bütün ayrıntılarıyla kamuoyuna anlatacak gücüm de var.

Elimde bilgi var.

Belge var.

Yaşanmışlık var.

İstesem,bazı insanların yıllardır kurduğu o parlak görüntüyü birkaç yazıyla yerle bir edebilirim.Bugüne kadar anlatılmayan gerçekleri ortaya koyduğumda,bazı insanların kendi yaptıklarıyla yüzleşmekte zorlanacağını düşünüyorum.

Çünkü mesele artık yalnızca benim meselem değil.

Bizim ekmeğimizle oynandı.

Bizim emeğimizin karşılığı elimizden alınmak istendi.

Yıllarını alın teriyle veren bir insanın karşısına kişisel hesaplar,öfke ve husumet konuldu.

İnsan kendi öfkesini başkasının ekmeğine fatura ederse,mesele makam olmaktan çıkar;vicdan meselesine dönüşür.

Ben bugün bütün bunları anlatmıyorum.

Susmam, bilmediğimden değil.

Söyleyecek sözüm olmadığından hiç değil.

Söyleyeceklerimin ağırlığını bildiğim için.

Zamanı geldiğinde yaşananları tek tek anlatabilirim. Elimdeki bilgi ve belgelerle konuşabilirim.Kim ne yaptıysa,hangi karar hangi sonucu doğurduysa ortaya koyabilirim.

O zaman kamuoyu yalnızca benim anlattıklarımı değil, belgelerin ne söylediğini de görür.

Bazı gerçekler yalnızca doğru zamanı bekler.

Ben bugün kimseyi teşhir etmiyorum.

Çünkü benim mücadelem kişisel bir hesaplaşma değil.

Benim mücadelem ekmeğimize, emeğimize ve yıllarımıza sahip çıkma mücadelesidir.

Bir insanın ekmeğiyle oynamak,bir dosyaya imza atmak kadar basit değildir.

O ekmeğin arkasında bir ev vardır.

Bir aile vardır.

Çocuklar vardır.

Yıllarca verilmiş alın teri vardır.

İnanan insan açısından bunun adı kul hakkıdır.

Makamlar geçer.

Koltuklar değişir.

Fakat insanın başka bir insanın hayatında bıraktığı iz kolay silinmez.

Zor günümde yanımda olanları da unutmadım.

Kim aradı,kim sordu,kim bir mesajıyla destek oldu…

Hepsini biliyorum.

İsimlerini tek tek saymayacağım.

Her birinden Allah razı olsun.

Kimlerin sustuğunu da gördüm, kimlerin uzaklaştığını da…

Bunu bir intikam defterine yazmıyorum.

Hayat zaten herkesin kendi defterini tutuyor.

Yalnızca şunu söylüyorum:

Dava arkadaşınızı yarı yolda bırakmayın.

Çünkü yollar gariptir.Bugün ayrı yönlere giden insanlar yarın yeniden aynı meydanda karşılaşabilir.
O gün geldiğinde birbirinizin yüzüne bakabilmek önemlidir.

Şimdi önümde 15 Ekim 2026 var.

Ankara 57.İş Mahkemesi'nde işe iade davamın duruşması yapılacak.

Mahkemenin vereceği karara saygı duyacağım. Bugüne kadar yaşanan gelişmelerin lehime olduğunu düşünüyorum.Son sözü mahkeme söyleyecek.

Ben duruşma salonuna öfkeyle gitmeyeceğim.

Başım dik, vicdanım rahat gideceğim.

Çünkü benim istediğim başkasının koltuğu değil.

Başkasının ekmeği değil.

Başkasının hayatı hiç değil.

Ben kendi emeğimin hakkını istiyorum.

Bir emekçi olarak, bir sendikacı olarak,sokağın içinden gelen biri olarak yoluma devam edeceğim.

Kalemim elimde, vicdanım yanımda olacak.

Çünkü gerçek güç, karşındakini susturabilmek değildir.

Gerçek güç,elinde imkân varken bile adaletten ayrılmamaktır.

Ben kimseye sırtımı dönmeden, kimsenin ekmeğine göz dikmeden,kendi hakkımın peşinden yürüyeceğim.

Sokağın sesini taşıyarak.

Emeğin hakkını savunarak.

Başım dik, vicdanım rahat.

Bazı yollar insanı bir makama götürmez.

Bazı yollar insanı kendi vicdanına götürür.

Benim yürüdüğüm yol da tam olarak budur.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *