Dün beddua, bugün ahlâk dersi!
Siyasette bazı sözler vardır, söylendiği gün kürsüde kalmaz, yıllar boyunca sahibinin peşinden yürür.
Makamlar değişir,siyasi dengeler değişir ama sözün hafızası kolay kolay silinmez.
Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Siyasetin tek limanı ahlaktır” sözünü paylaşması, geçmişte söylediklerini yeniden gündeme taşıdı.
15 Aralık 2018 tarihli haberlerde sayın Kantarcı’nın,imar affı üzerinden AK Parti hükümetini eleştirirken, Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’a “tek adam” ve “Beştepe’deki vatandaş” diye hitap ettiği,“Allah belasını versin” ifadelerini basın ve medyadan biliyoruz
Bugün ise aynı Cumhurbaşkanı’nın ahlak vurgusunu paylaşan bir belediye başkanı görüyoruz.
Dün beddua, bugün ahlak! Peki,ne değişti Sayın Kantarcı?...
Elbette insan fikrini değiştirebilir. Siyasette düşünce değişikliği de uzlaşma da mümkündür. Ancak dün söylenen sözlerle bugün savunulan değerler arasındaki mesafeyi açıklamak, siyasi tutarlılığın gereğidir.
Ahlak, yalnızca güzel bir sözü paylaşmak değildir.Dün söylediklerinin sorumluluğunu taşımak,bugün aldığın kararların hesabını verebilmek ve gücü elinde tutarken adaletten ayrılmamaktır.
İmar affı gibi kamu politikaları eleştirilebilir.Bir belediye başkanı hükümete karşı çıkabilir.Fakat siyasi eleştiri de ahlaki tutarlılık da sözlerin ötesinde bir sorumluluk gerektirir.
Çünkü kamu yönetiminde asıl mesele,kimin hangi siyasi görüşte olduğu değil, yetkinin nasıl kullanıldığıdır.
İşçinin ekmeği, siyasetin hesabı
Bir de Çaycuma’da işçilerle ilgili dile getirdiğim mağduriyet iddiaları var.
Siyasi görüşleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duydukları sempati ya da zaman zaman benimle aynı fotoğraf karesinde yer almaları nedeniyle mağdur edildiklerini düşündüğüm çalışanlar…
Bu iddialar doğruysa,ortada açıklanması gereken ciddi bir mesele vardır.
Bir işçinin işini kaybetmesi yalnızca maaşının kesilmesi değildir. Ödenemeyen kira, biriken borç, çocuğunun okul masrafı ve akşam eve ekmek götürme kaygısıdır. Yıllarca emek verdiği işyerinden ayrılmak zorunda kalan insanın, ailesinin geleceğini düşünerek geçirdiği uykusuz gecelerdir.
Bir insanın siyasi görüşü,ekmeğini elinden almanın gerekçesi olabilir mi?
Sayın Kantarcı,bu çalışanların işten çıkarılma gerekçeleri kamuoyuna açıklanmalıdır. İddialar doğru değilse somut cevap verilmeli; haksızlık yapıldıysa giderilmelidir. Çünkü işçinin hakkı,siyasi hesapların üzerinde tutulması gereken bir emanettir.
Siyasetin ahlakını konuşuyorsak, işçinin ekmeğini de konuşmalıyız. Cumhurbaşkanı’nın sözünü paylaşmak kolaydır;asıl mesele,yetki elindeyken adil davranabilmektir.
Yeni bir siyasi hesap mı?
Şimdi gelelim siyasetin bir başka sorusuna…
CHP’de ve başka siyasi oluşumlarda kendisine yeni bir yol aradığı yönündeki tartışmaların ardından,Bülent Kantarcı bugün AK Parti saflarında kendisine yer arıyor olabilir mi?
Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünü paylaşması yalnızca ahlaka dair bir düşünceye katılmak mı,yoksa Ak Parti'ye yakınlaşmanın işareti mi?
Bir sonraki hedefi AK Parti’den Zonguldak milletvekili adaylığı olabilir mi?
Elimizde böyle bir siyasi planı doğrulayan somut bir bilgi yok.Bu nedenle bunlar kesin hükümler değil,kamuoyunun sorabileceği sorulardır.
Ancak siyasette zamanlama, geçmişteki sözler ve bugünkü tercihler elbette değerlendirilir.
Sayın Kantarcı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünü paylaşmanızın siyasi bir anlamı var mı?...
AK Parti’ye yönelik bir yakınlaşma söz konusu mu? Zonguldak milletvekilliği gibi bir hedefiniz bulunuyor mu?
Bu sorulara açık ve net bir cevap vermenizi bekliyorum.
Çünkü siyaset, yalnızca hangi sözü paylaştığınızla değil, hangi çizgide durduğunuzla da ölçülür.
Dün beddua,bugün ahlak…
Yarın hangi söz, hangi durak,hangi hesap?
Bu soruların cevabını elbette Sayın Kantar verecektir.Fakat hangi siyasi görüşten olursa olsun herkes için ölçümüz aynı olmalıdır:tutarlılık, liyakat,adalet ve hesap verebilirlik.
Makamlar geçer, partiler değişir, siyasi dengeler yeniden kurulur. Fakat sözler hafızada,kararların sonuçları insanların hayatında kalır.
Siyasetin tek limanı ahlaksa,o limana yalnızca sözlerle değil; tutarlılıkla,adaletle ve hesap verebilirlikle ulaşılır.
Makamlar geçer, millet kalır.
Sözler unutulmaz, emek sahipsiz bırakılmamalıdır.