Dağdelen, maden ocaklarında rehabilitasyon çalışmalarının üretim sürerken yapılması gerektiğini vurgulayarak, üretimin tamamen durdurulup panoların kapatılmasının bilimsel bir karşılığı olmadığını söyledi. Yeraltı üretim panolarının her gün ya da kısa aralıklarla sürekli çalışmak ve ilerlemek zorunda olduğunu belirten Dağdelen, aksi durumda tavan basınçlarının hızla artacağını ve ayakların göçebileceğini dile getirdi.
“Ocak çalışırken rehabilite edilmelidir. Panoları durdurup rehabilitasyon yapılmaz. Üretim süreklilik ister; durduğu anda risk katlanarak artar” değerlendirmesinde bulundu.
Havalandırma Uyarısı: Metan ve Grizu Tehlikesi
Yeraltı madenciliğinde havalandırmanın hayati öneme sahip olduğuna dikkat çeken Dağdelen, havanın anayollardan geçerek üretim panolarına ulaştığını, buradan da aspiratörler aracılığıyla dışarı atıldığını hatırlattı. Üretim panolarından yeterli miktarda hava geçmemesi halinde çok ciddi risklerin ortaya çıktığını belirten Dağdelen, şu ifadeleri kullandı:
“Ayaklardan yeterli hava geçmezse patlayıcı bir gaz olan metan miktarı artar. Yetersiz hava nedeniyle kömürün içinde bulunan kükürt, uçucu maddeler ve porozite sebebiyle yanma başlar ve karbon monoksit oluşur. Ocaktaki grizu oranı yüzde 4,5’un üzerine çıktığında patlama meydana gelir.”
“Üretimin Durması Tehlikeyi Büyütür”
Dağdelen, üretimin durdurulmasının güvenliği artıracağı yönündeki iddiaların doğru olmadığını, tam tersine kontrolsüz gaz birikimi ve basınç artışlarının daha büyük felaketlere yol açabileceğini vurguladı. Yeraltı ocaklarında düzenli üretimin, aynı zamanda düzenli kontrol ve denetim anlamına geldiğini belirterek, üretim kesintilerinin risk yönetimini zorlaştırdığını ifade etti.
Elektrik Altyapısı İddialarına Yanıt
Elektrik altyapısına ilişkin gündeme gelen iddialara da değinen Dağdelen, TTK’da bugüne kadar üretimi ve güvenliği tehdit edecek ölçüde ciddi bir elektrik kesintisi yaşanmadığını söyledi. Kurumun enterkonnekte sistemden ve Çatalağzı Elektrik Santrali’nden beslendiğini hatırlatan Dağdelen, ayrıca Eren Holding’e ait 1500 MW’lık santralin de bölgeye çok yakın olduğunu belirtti.
“TTK’nın tüm sistemlerinin yedeği vardır. Elektrik altyapısı gerekçe gösterilerek üretimin durdurulması teknik olarak doğru değildir” dedi.
“Asıl Sorun Yatırım ve Teknik Personel Eksikliği”
TTK’nın köklü bir geçmişe ve büyük bir bilgi birikimine sahip olduğunun altını çizen Dağdelen, yaşanan sorunların temelinde yatırım eksikliği ve yetersiz teknik personel istihdamının yattığını vurguladı. Kurumun doğru yatırımlar ve nitelikli mühendis, tekniker ve işçi kadrolarıyla güvenli şekilde üretime devam edebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.
“Bilimsel ve Teknik Yaklaşım Şart”
Açıklamalarının sonunda madencilikte kararların mutlaka bilimsel ve teknik esaslara göre alınması gerektiğini ifade eden Dağdelen, Kozlu, Üzülmez ve Karadon ocaklarıyla ilgili atılacak adımların uzun vadeli sonuçlar doğuracağına dikkat çekti. Üretimin tamamen durdurulması yerine, kontrollü ve sürekli üretimle birlikte rehabilitasyonun eş zamanlı yürütülmesinin hem iş güvenliği hem de kurumun geleceği açısından zorunlu olduğunu sözlerine ekledi.