reklam
reklam
Bu Nasıl Kura? - Çürüyen Sistem!

Bu Nasıl Kura? - Çürüyen Sistem!

YAYINLAMA:

Zonguldak ve ilçelerinde bugün 1.872 konut için TOKİ kura çekilişi yapıldı.

En azından bize söylenen buydu.

Salon hazırlandı, protokol yerini aldı, kameralar açıldı, butonlara basıldı.

 “Kura çekilişi başladı” denildi. Ancak daha ilk saniyelerde ekrana düşen isimler, salonda bulunanların değil; kamuoyunun kafasını karıştırdı.

Çünkü ortada bir kura heyecanı yoktu.

Top yoktu.

Bekleyiş yoktu.

Şeffaflık yoktu.

Dakikalar içinde, önceden belirlenmiş izlenimi veren isimler ekrana yansıtıldı.

Noter baktı, liste aktı. Yaklaşık 40 dakika sonra 1.872 hak sahibi belirlenmişti.

Ne ara çekildi, nasıl çekildi, hangi usulle çekildi, kimsenin net bir cevabı yoktu.

Ve asıl garip olan şuydu!

Saatler sonra TOKİ’nin resmi internet sitesinde hak sahipleri yayımlandı.

O zaman sormak gerekiyor!

Bu kura ne zaman yapıldı?

Salonda mı?

Başka bir yerde mi?

Yoksa daha önce mi?

Kura kimlerin nezaretinde gerçekleştirildi?

Noter neyi denetledi?

Ekrana yansıyan listeyi mi, yoksa gerçekten bir çekilişi mi?

Toplar kullanıldı mı?

Kullanıldıysa, neden kimse görmedi?

Kullanılmadıysa, bu nasıl kura oldu?

Ve en kritik soru!

Bu işlem şeffaf ve hakkaniyetli miydi?

Bugün bu soruları sormak kimseyi suçlamak değildir. 

Tam tersine, kamu kaynaklarıyla yapılan bir organizasyonda hesap sorulabilirlik istemek, demokrasinin ve hukuk devletinin gereğidir.

Çünkü Zonguldak, “kura” kelimesini artık masum bir şekilde duyamıyor.

Hepimiz hatırlıyoruz…

Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda (TTK) yapılan işçi alımı kurasını.

Gözümüzün önünde yapılan bir çekilişti.

Toplar vardı.

Kameralar vardı.

Noter vardı.

Ama sonrasında ne oldu?

Altı topun üzerinde iki farklı numara yazıldığı ortaya çıktı.

Yargı süreci başladı.

Altı TTK görevlisi tutuksuz yargılandı ve adli para cezası aldı.

Notere 5 ay hapis cezası verildi, hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Yani ne oldu?

Gözümüzün önünde yapılan, herkesin “şeffaf” sandığı kurada bile hile tespit edildi.

Bu dava, Zonguldak’ın hafızasına kazındı.

Topla yapılan kuraya bile güven sarsıldı.

Hal böyleyken bugün yapılan TOKİ kura çekilişinde top bile olmaması, doğal olarak kuşkuları büyüttü.

TOKİ konutları lütuf değildir.

Devletin malı, milletin parasıyla yapılan sosyal konutlardır.

Bu nedenle her hak sahibi, “adaletle seçildim” duygusunu taşımalıdır.

Bugün salondan çıkan insanların yüzlerine bakın.

Heyecan yok.

Sevinç yok.

Sadece şaşkınlık var.

“Ne oldu?” sorusu var.

“Nasıl oldu?” sorusu var.

Ve en önemlisi, “Gerçekten kura mıydı?” şüphesi var.

Bu şüphe giderilmediği sürece, ne yapılan açıklamalar yeterli olur,

Ne de yayımlanan listeler toplumu tatmin eder.

TOKİ ve yetkililer, bu süreci en ince ayrıntısına kadar kamuoyuna anlatmak zorundadır.

Kura yöntemi, teknik altyapı, noter sorumluluğu, kullanılan sistem…

Her şey şeffaf biçimde açıklanmalıdır.

Aksi halde bugün sorulan bu sorular, yarın çok daha yüksek sesle sorulacaktır.

Çünkü Zonguldak artık şunu çok iyi biliyor!

Kura, sadece çekilmez. 

Güven de verir.

 

ÇÜRÜYEN SİSTEM!

Zonguldak’ta bir araç muayene istasyonunda patlayan operasyon, aslında sadece birkaç çalışanın değil, yıllardır herkesin bildiği ama kimsenin yüksek sesle konuşmadığı bir düzenin fotoğrafını çekti.

İddialar ağır.

İddialar rahatsız edici.

Ve en önemlisi, iddialar hiç de şaşırtıcı değil.

Muayeneden geçmesi mümkün olmayan araçların, “komisyon”, “çay parası”, “hallederiz” gibi cümlelerle trafiğe salındığı öne sürülüyor.

Freni tutmayan, lastiği bitik, şasisi sorunlu araçlar… 

Yani yolda hepimizin canını tehdit eden demir yığınları.

Soruyu sormak gerekiyor:

Bu araçlar bugüne kadar nasıl geçti?

Vatandaş yıllardır aynı cümleyi söylüyor!

“Muayeneden kalacak araba yok, parası olan geçer.”

Operasyonda 8 TÜVTÜRK çalışanı gözaltında.

Peki gerçekten mesele 8 kişi mi?

Dosyada adı geçen sigortacılar, aracılar, “tanıdık vasıtasıyla işi çözenler” bize başka bir tabloyu işaret ediyor. 

Bu bir kişi meselesi değil, bu bir alışkanlık meselesi. 

Sistemin içine sinsice yerleşmiş, “normalleşmiş” bir çark.

Ve her çark döndüğünde, trafikte bir kaza ihtimali daha büyüyor.

Bu dosya sadece “rüşvet alındı mı alınmadı mı” dosyası değildir.

Bu dosya, kamu güvenliği dosyasıdır.

Bu dosya, trafik kazalarında kaybettiğimiz canların arka planına tutulmuş bir projektördür.

Operasyon var, gözaltılar var, dijital materyaller var…

Ama bir şey eksik.

Yüksek sesli bir öfke.

Çünkü bu şehirde herkes az çok biliyordu.

Bilen sustu.

Susulan yerde çürüme başladı.

Şimdi yetkililer “soruşturma sürüyor” diyor. 

Peki bu soruşturma gerçekten sonuna kadar gidecek mi?

Yoksa birkaç isim, birkaç kelepçe, birkaç manşetle konu kapatılacak mı?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *