Madenci Anıtı önünde düzenlenen kitlesel basın açıklamasında Eğitim-İş, Eğitim-Sen ve TEÇ-SEN Zonguldak şubeleri tek ses oldu. Açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi Zonguldak İl Örgütü de destek verdi. “Okulda öğretmen katledildi, artık yeter! Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz” pankartı açılan açıklamada, okullardaki güvenlik zafiyetleri ve öğretmenlik mesleğinin sistematik şekilde itibarsızlaştırıldığı vurgulandı.
“BU BİR MÜNFERİT OLAY DEĞİLDİR”
Üç sendika adına ortak basın açıklamasını Eğitim-İş Zonguldak Şube Başkanı Kamuran Çataklı okudu. Çataklı, bir eğitim kurumunda yaşanan bu saldırının yalnızca bir asayiş olayı olarak değerlendirilemeyeceğini, bunun eğitim sistemindeki yapısal sorunların bir sonucu olduğunu ifade etti.
Çataklı, “Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir eğitim yuvasında meslektaşımız Fatma Nur Çelik katledildi. Okulda! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde. 44 yaşındaki bir öğretmenimizi kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor” dedi.
Saldırgan öğrencinin uzun süredir okula devam etmediğini belirten Çataklı, rehberlik görüşmelerinin yapıldığını, tutanakların tutulduğunu ve öğrencinin çocuk psikiyatrisi tedavi sürecinin bilindiğini söyledi. Tüm bu bilgilere rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını savunan Çataklı, “Elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi, iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi açık bir güvenlik zaafıdır. Bu bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin ya da okul idaresinin üzerine yıkılamaz” ifadelerini kullandı.
“KAMU OTORİTESİ NEREDE?”
Açıklamada devletin kamu çalışanlarını koruma sorumluluğuna dikkat çekildi. Çataklı, “Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez” diyerek yaşananların sistemsel bir sorun olduğuna işaret etti.
Sendikalar, son yıllarda öğretmenlere yönelik artan şiddet olaylarının tesadüf olmadığını, eğitim emekçilerinin hedef gösterildiğini ve mesleğin bilinçli şekilde değersizleştirildiğini savundu. Öğretmenlerin çalışmadığına yönelik söylemler, mesleğin itibarsızlaştırılması ve siyasi dilde kullanılan ifadelerin şiddet ortamını beslediği öne sürüldü.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NA SORULAR
Basın açıklamasında Yusuf Tekin’e de doğrudan sorular yöneltildi.
Çataklı, “Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?” diye sordu.
Şiddetin tek bir faille açıklanamayacağını ifade eden sendika temsilcileri, öğretmeni ötekileştiren ve değersizleştiren anlayışın da bu cinayetlerin zeminini hazırladığını savundu.
ATATÜRK’ÜN SÖZÜNÜ HATIRLATTILAR
Açıklamada, dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür” sözü hatırlatıldı. Sendikalar, bu sözün bugün yaşanan tablo karşısında daha da anlam kazandığını belirtti.
“EĞİTİMDE ŞİDDET YASASI ÇIKARILMALI”
Basın açıklaması, “Eğitimde Şiddet Yasası”nın ivedilikle çıkarılması çağrısıyla sona erdi. Sendikalar; okullarda güvenlik önlemlerinin artırılmasını, riskli öğrenciler için etkin psikososyal destek mekanizmalarının kurulmasını, öğretmenlere yönelik şiddetin ağır yaptırımlarla cezalandırılmasını ve eğitim çalışanlarının yasal güvence altına alınmasını talep etti.
Madenci Anıtı önünde toplanan kalabalık, “Öğretmene uzanan eller kırılsın” ve “Eğitimde şiddete hayır” sloganları atarak açıklamaya destek verdi. Eğitim emekçileri, Fatma Nur Çelik’in adının unutulmaması ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.