Sorunun adı yönetememek.
Evet, geçmişte hatalar yapıldı.
Evet, Fevkani Köprü’nün yıkılması tartışmalıydı.
Evet, bu şehir yıllardır plansızlığın bedelini ödüyor.
Ama bütün bu “evet”lerin ardından gelen bir gerçek var!
Göreve gelen yönetimler, eski defterleri bahane ederek bugünü heba edemez.
CHP’li Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in yaptığı tam olarak budur.
Fevkani Köprü’nün yıkımına karşı duyulan siyasi öfke,
AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan’a duyulan tepki,
önceki belediye yönetimine kesilen hesap…
Bunların hiçbiri, bugün Zonguldak halkının merdivenlere mahkûm edilmesini meşrulaştıramaz.
Erdem, Valilikte yapılan toplantıyı terk etti.
“Burada AK Parti İl Başkanı’nın ne işi var?” diyerek masadan kalktı.
Peki sonra ne oldu?
Şehir kaldı.
Vatandaş kaldı.
Sorun yerinde durdu.
Bir belediye başkanı siyasi duruş sergileyebilir.
Ama yönetici, kapıyı çarpıp gitmez.
Masada kalır, itiraz eder, çözüm üretir.
Tahsin Erdem bunu yapmadı.
Üst geçit asansörlü mü olacaktı?
Evet.
Asansörü Karayolları mı yapacaktı?
Hayır.
Bu bir gerçekti.
Ama başka bir gerçek daha vardı:
Zonguldak Belediyesi, bu şehrin sosyal hayatından, engellisinden, yaşlısından sorumlu tek kurumdur.
“Biz yapamayız” demek,
“Biz bu sorunu sahiplenmiyoruz” demektir.
Oysa belediyecilik, bahane üretme makamı değil,
çözüm bulma makamıdır.
Erdem ne yaptı?
Alternatif proje sunmadı.
Geçici çözüm önermedi.
Mobil asansör, eğimli rampa, kontrollü yaya geçidi gibi seçenekleri masaya getirmedi.
Sadece “yapamayız” dedi.
Ve geri çekildi.
Sonuç?
76 adım basamak.
Yaşlılar zorlanıyor.
Engelliler yok sayılıyor.
Anneler bebek arabasıyla çaresiz.
Bu tabloyu sadece Karayolları’na, sadece Valiliğe, sadece geçmiş yönetime yıkmak kolaycılıktır.
Çünkü bugün Zonguldak Belediyesi’nin başında Tahsin Erdem vardır.
Ve bugün sorumluluk ondadır.
Siyasette “inat” bazen alkış alır.
Ama şehircilikte inat, can alır.
Zonguldak, bir belediye başkanından siyasi rest değil,
akıl, esneklik ve çözüm bekliyor.
“Onlar yıktı, onlar yapsın” anlayışı,
şehir yönetimi değildir.
Bu anlayış, sorumluluktan kaçmaktır.
Bugün yaşanan her zorlukta,
merdivenleri çıkamayan her yaşlıda,
karşıya geçemeyen her engellide şu soru yankılanıyor!
“Bu şehir kim tarafından yönetiliyor?”
Zonguldak’ın artık kavgaya değil,
çalışan bir belediye başkanına ihtiyacı var.
Çünkü şehirler inatla değil,
akılla yönetilir.