reklam
reklam
Yağmurdan kaçarken doluya tutulan Zonguldak!

Yağmurdan kaçarken doluya tutulan Zonguldak!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Son yerel seçimler, Türkiye’nin içinde bulunduğu ağır ekonomik krizin sandığa yansımasıydı.

AK Parti ciddi oy kaybı yaşarken, Cumhuriyet Halk Partisi bu rüzgârı arkasına alarak ülke genelinde pek çok belediyeyi kazandı.

Zonguldak’ta da tablo değişmedi; ilçe ve belde belediyelerinin önemli bir bölümü AK Parti’den CHP’ye geçti.
Ancak gelinen noktada seçmenin beklentisiyle karşılaştığı gerçekler arasında dağlar kadar fark var.

Zonguldak Belediyesi özelinde konuşalım. 

Seçmen değişim istedi, adalet istedi, liyakat istedi. Ama ne yazık ki ortaya çıkan manzara; eş-dost-akraba ilişkilerinin, yakın çevre kayırmacılığının ve kapalı kapılar ardında sergilenen kibirli bir yönetim anlayışının gölgesinde kaldı. 

Başkan Tahsin Erdem’in, kendi yakın çevresine ve çocuklarının arkadaşlarına belediye kapılarını açtığı iddiaları şehirde ciddi bir rahatsızlık yarattı. 

CHP’ye oy veren seçmen dahi bugün “Biz bunun için mi oy verdik?” sorusunu yüksek sesle soruyor.

Önceki dönem Belediye Başkanı Ömer Selim Alan için “kibirli” diyenler, bugün kibirde seviye atlayan bir yönetim tarzıyla karşı karşıya olduklarını söylüyor. 

Kameralar önünde “ortak akıl”, “barış”, “katılımcılık” nutukları atılırken; kapalı kapılar ardında sergilenen üstten bakış, Zonguldak halkının hafızasına kazındı.

AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan ile üst geçit meselesi için yapılan toplantıda yaşananlar bunun en net örneklerinden biri olarak konuşuluyor.

Hesap sormaktan bahsedenler, koltuğa oturduktan sonra hesap sormayı unuttu. 

Seçim öncesi Fevkani Köprüsü üzerinden eski başkan Ömer Selim Alan’a veryansın eden Tahsin Erdem, göreve geldiğinden bu yana bırakın hesap sormayı, konuyu ağzına almaktan bile imtina ediyor. 

Dün “Ömer Selim Alan koskoca bir yalan” diyenlerin bugün suskunluğa gömülmesi, Zonguldak halkının gözünden kaçmıyor.

Tutarsızlıklar ise saymakla bitmiyor.

Önce Sosyete Pazarı kararı, gelen bir tehdit iddiasıyla geri çekildi. 

Asansör denetimleri konusunda Makina Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi ile yaşanan kriz hâlâ hafızalarda. 

İstanbul merkezli bir firmayla yapılan anlaşmanın ardından “rant mı var?” sorularının gündeme gelmesiyle yine geri adım atıldı. 

Güçlü durması gereken bir belediye başkanı profili yerine, kimden çekindiği belli olmayan, rüzgâra göre yön değiştiren bir tablo ortaya çıktı.

İş yapıyor mu? Yapıyor. 

Ama algı yönetimiyle. 

Sosyal medyada parlatılan paylaşımlar, hep aynı isimlerin yorumları, bu isimlerin belediye çalışanı olduğuna dair iddialar… 

Bunlar Zonguldak’ta artık fısıltıyla değil, açık açık konuşuluyor.

Ve en acısı…

“Önce uygula, sonra yasal değilse bize iş yaptırmıyorlar” anlayışı.

Orta Tersane bölgesinde yolu olmayan, ambulansın bile giremediği bir alanın plaj olarak açılması ve ardından yaşanan bir gencin hayatını kaybetmesi, bu yönetim anlayışının en ağır faturası oldu.

Bu olay, sadece bir ihmal değil; bir zihniyetin sonucudur.

Son perde ise CHP İl Örgütü’nden geldi. 

Basını hedef alan, “uyuyan basın” imasıyla yapılan açıklamalar, bardağı taşıran son damla oldu.

AK Parti’ye laf çarpmaya çalışırken, doğrudan basın emekçilerini hedef almak; CHP’nin Zonguldak’ta ne kadar gergin ve kontrolsüz bir noktaya savrulduğunu gösterdi.

Özetle; CHP Zonguldak’ta arkasına aldığı rüzgârı hoyratça harcıyor.

Seçmen umutla verdiği oyların karşılığını alamıyor. 

Bugün gelinen noktada CHP’liler bile partiden soğuyorsa, bu tabloyu dış güçlerde, algıda ya da “eski yönetimde” aramak kimseyi kurtarmaz.

Zonguldak halkı kandırılmayı sevmez. 

Sabırlıdır ama unutmaz.
Ve sandık, zamanı geldiğinde her şeyi hatırlar.

 

BABAYLA ZOR YARIŞIRLAR!

Şimdi ortalık tam bir ses sistemi… 

Sağdan bas geliyor, soldan tiz…

Belediye başkanının oğlu mu dersin, alnı biraz ferah, vizyonu daha da ferah bir arkadaş mı dersin… 

Herkes bir şey söylüyor ama kimse net konuşmuyor.

Benim kafayı kurcalayan soru şu!

Bunlar aynı hanımefendiyle mi aynı hikâyenin farklı bölümlerini yaşamış,

yoksa bizim alnı ferah arkadaş organizasyon işlerine mi girmiş?

Yoksa iş grup indirimi seviyesine mi gelmiş, onu da anlayamadık.

Bir de kulislerde dolaşan efsane var!

İş sözü verilmiş…”

Hangi iş?

Ne zaman?

Kamu mu, özel mi?

Staj mı, kadro mu?

Belediyede mi, yoksa masa altında mı?

CV istendi mi? Yoksa WhatsApp’tan mı halledildi?

Bunlar hep muamma.

Asıl ilginç olan ne biliyor musunuz?

Bu alnı ferah arkadaş bir ara siyasetin her yerindeydi.

Toplantı var, orada.

Fotoğraf var, ön sırada.

Kamera var, kadrajın tam ortasında.

Şimdi?

Sessizlik.

Ne tweet var, ne story, ne de “yanlış anlaşıldık” açıklaması…

Kendisi şu an adeta siyasi uçak modunda.

E biz de haliyle merak ediyoruz:

Bu iş nereye varacak?

Kim konuşacak?

Kim susacak?

Kim “ben aslında…” diye başlayacak?

Peki biz ne yapıyoruz?

İzlemeye devam ediyoruz.

Ama ne diyorduk en başta?

Babayla zor yarışırlar.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *