reklam
reklam
Zonguldak Belediyesi mi,CHP İstihdam Bürosu mu?

Zonguldak Belediyesi mi,CHP İstihdam Bürosu mu?

YAYINLAMA:

Siyasette söylenen sözlerin gerçek değeri,iktidar koltuğuna oturulduğunda ortaya çıkar. Muhalefetteyken adaletten,liyakatten ve eşitlikten bahsetmek kolaydır. Asıl mesele,yetki elinize geçtiğinde aynı ilkelerin arkasında durabilmektir.
Zonguldak Belediyesi'nde son dönemde yaşanan işe alım tartışmaları da tam olarak bu noktada kamuoyunun gündemine oturmuş durumda.
Son olarak CHP Zonguldak Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Dilan Şahin'in belediyede göreve başladığı yönündeki bilgiler, zaten tartışılan işe alım sürecine yeni bir halka ekledi. Daha önce de CHP Zonguldak eski İl Başkanı Halil Furat'ın oğlu Alperen Furat, yeğeni Deniz Furat ve aile yakınlarının belediyede görevlendirildiği yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı bulmuştu.
Elbette herkesin çalışma hakkı vardır.Kimsenin ekmeğiyle uğraşmak ne bizim işimizdir ne de niyetimizdir.( Zaten, bir insanın ekmeği ve emeğiyle oynamak en büyük şerefsizliktir, kanı bozukluktur.Bu ayrı bir mesele...)
Ancak konu belediye gibi kamu kaynaklarıyla yönetilen bir kurum olunca vatandaşın soru sorma hakkı da doğar.
Sorulan soru çok basittir:
Bu işe alımlar hangi kriterlere göre yapılmaktadır?
Başvuran yüzlerce işsiz genç arasından tercih yapılırken hangi ölçütler esas alınmaktadır?
Şeffaflık denilen şey tam olarak burada başlamaz mı?
İşin en dikkat çekici tarafı ise dün benzer olaylar yaşandığında ortalığı ayağa kaldıranların bugün sessizliğe bürünmesidir.
Şayet aynı tablo AK Partili bir belediyede yaşansaydı, günlerce televizyon ekranlarında liyakat tartışmaları yapılır, sosyal medyada kampanyalar düzenlenir, 
"Parti devleti","eş dost kadrolaşması" ve "torpil düzeni" manşetleri havada uçuşurdu.
Bugün ise aynı çevrelerden aynı yüksek sesleri duymakta zorlanıyoruz.
Demek ki bazıları için sorun liyakat değilmiş.
Sorun,koltukta kimin oturduğuymuş.
Oysa adaletin partisi olmaz.
Liyakatin ideolojisi olmaz.
Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmek siyasi ahlakın temelidir.
Ancak mesele yalnızca Zonguldak Belediyesi ile de sınırlı değildir.
Bu şehir yıllardır aynı tartışmaların içinde dönüp duruyor.
Bugün belediyedeki işe alımları konuşurken yarın başka kurumlarda yapılan görevlendirmeler gündeme geliyor. Örneğin geçmişte Xxx kurumunda müdürlük görevi yapan Veli Köktürk'ün,ivedi emekliliğinden sonra Zonguldak Amelebirliği Başkanlığı görevine ATANMASI kamuoyunda uzun süre tartışılmıştı, halen de tartışma konusudur.
TTK gibi köklü bir kuruluş adına adeta bir utançtır.
Birçok emekçinin eleştirdiği,çalışma hayatında farklı tartışmaların odağında yer alan bu ismin böylesine önemli bir göreve gelmesi,o gün de liyakat ve tercih kriterleri açısından sorgulanmıştı, bugün de böyledir.
Vatandaş açısından isimlerin çok önemi yoktur.
Veli ya da Dilan...
Her ikisinin de, noktası aynıdır.
Vatandaş sonuca bakar.
Eğer insanlar makamların, görevlerin ve işe alımların belli çevreler arasında paylaştırıldığına inanıyorsa,orada güven duygusu yara alır.
Sosyoloji bize şunu söyler:
Toplumlar yoksulluktan önce adaletsizliğe tepki gösterir.
Bir vatandaş iş bulamadığı için değil,hakkının elinden alındığını düşündüğü için öfkelenir.
İşte tam da bu nedenle belediyeler, kamu kurumları ve tüm yöneticiler attıkları her adımda yalnızca hukuka değil,vicdana da hesap vermek zorundadır.
Zonguldak halkı artık slogan duymak istemiyor.
Şeffaflık deniliyorsa şeffaflık görmek istiyor.
Liyakat deniliyorsa liyakat görmek istiyor.
Eşitlik deniliyorsa eşitlik görmek istiyor.
Dün eleştirdiğini bugün savunanlardan değil,dün ne söylediyse bugün de aynı noktada duran yöneticiler görmek istiyor.
Çünkü kamu kurumları siyasi partilerin arka bahçesi değildir.
Belediyeler de hiçbir partinin istihdam bürosu değildir.
Bunu AK Parti yaptığında da söylemek gerekir, CHP yaptığında da.
Aksi halde ilkeler değil,kişiler konuşur.
Kişilerin konuştuğu yerde ise adalet sessiz kalır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *