reklam
reklam
Zonguldak'ın yaraları sızlıyor!

Zonguldak'ın yaraları sızlıyor!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Zonguldak’ın yaraları, derin bir sızı gibi zonkluyor; her nabız atışında irinli bir akıntı sızıyor.

Meteoroloji’nin sıradan bir fırtına, yağmur ya da kar uyarısı, Zonguldak Valiliği ve ilçelerin kaymakamlıklarında sarı, kırmızı veya turuncu alarmı gerektirmiyor. Oysa Karadeniz, hırçın dalgaları ve fırtınalarıyla efsanelere konu olmuş bir denizdir. Karadenizliler bu sert rüzgârların uğultusuna, yağmurun tokadına doğuştan alışkındır. Dalgaya, yağmura, fırtınaya ve tüm sert hava koşullarına karşı dayanıklıdır Karadeniz halkı.

Ancak Meteoroloji’nin uyarıları, resmî kurumları aniden telaşa sürüklüyor; bölge halkı rüzgârla, yağmurla, karla ürkütülerek gereksiz bir endişe girdabına çekiliyor.

Neden mi? Çünkü Batı Karadeniz’in sahil şeridinde hemen her il ve ilçe, rantın cazibesine kapılarak denizi doldurmuştur. Yollar denizin bağrına saplanmış, şehirlerin lağımları “derin deşarj” adı altında pompalarla Karadeniz’e bırakılmıştır; bırakılmaya da devam edilmektedir. Demir-çelik fabrikalarının atıklarıyla hektarlarca dolgu alanı oluşturulmuş, termik santrallerin külleri aynı yöntemle açık denize pompalanmıştır. Denizin dibinde betonlaşmış bir kül tabakası sessizce birikmektedir. Üstelik bu santrallerin ve fabrikaların soğutma suları da kaynar bir akıntı hâlinde denize karışmakta; Karadeniz adeta bir sıcak su kazanına dönüştürülmektedir.

Buna ek olarak, organize sanayi bölgelerinin bir kısmında arıtma tesisleri bulunmaksızın atıkların doğrudan Karadeniz’e deşarj edildiği iddiaları kamuoyunda tartışılmaktadır. Bilimsel gözlemler, Batı Karadeniz’de deniz suyu sıcaklığının arttığına işaret etmektedir.

İşte bu nedenle her uyarı panik yaratmaktadır. Sahil bandındaki çöp yığınları dalgalarla denize sürüklenmekte; ancak Karadeniz bu kirli yükü dolgu sahillere geri taşımaktadır. Gerçekler bir ayna gibi yansımakta, saklanan sorunlar gün yüzüne çıkmaktadır.

Karadeniz, dolguyla daraltılan sahillerini her fırtınada yeniden hatırlatmaktadır. Dolgu alanlar üzerine kurulan yollar, süslü taşlarla kaplanan yürüyüş güzergâhları, kıyıya yapılan yapılar dalgaların gücü karşısında zarar görebilmektedir.

Geçmişte organize sanayi bölgeleri genellikle akarsu kenarlarına kurulurken, bugün yeni yer seçimleri kamuoyunda tartışma konusu olmaktadır. Alaplı Deresi çevresine ilişkin planlamalar da çeşitli eleştirilere yol açmaktadır. İzin süreçleri ve plan değişiklikleriyle ilgili iddialar zaman zaman gündeme gelmektedir.

Kozlu sahilinde, geçmişte çöplük olarak kullanılan alanın bugün yerleşim alanlarının ortasında kalmış olması da ayrı bir sorun olarak gösterilmektedir. Fırtınalar sırasında atıkların sürüklenmesi ve yeniden kıyıya taşınması, çevresel riskleri artırmaktadır.

Zonguldak İl Özel İdaresi ile Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı tarafından 2019 yılında söz konusu alan için bir millet bahçesi projesi hazırlandığı açıklanmıştı. Proje görselleri kamuoyuyla paylaşılmış; ancak ilerleyen süreçte uygulamaya geçilip geçilmediği konusunda soru işaretleri oluşmuştur.

Bugün gelinen noktada, söz konusu alanın Zonguldak sahili ve çevresindeki yaşam alanları açısından risk oluşturduğu ifade edilmektedir. Karadeniz’in sert doğasıyla birleşen bu çevresel sorunlar, kentin geleceği açısından dikkatle ele alınması gereken bir tablo ortaya koymaktadır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *