reklam
reklam
Tahsin Erdem şaşırdı! - Koltuk!

Tahsin Erdem şaşırdı! - Koltuk!

YAYINLAMA:

CHP yıllardır ne diyordu?
“AK Parti yandaşlarını işe alıyor.”
“Liyakat yok.”
“Torpil düzeni var.”

Peki bugün Zonguldak Belediyesi’nde konuşulanlar neyi gösteriyor?
Aynı kelimeleri…
Sadece tabela değişmiş gibi.

Zonguldak Belediyesi’nde torpille işe alım iddiaları artık tekil söylentiler olmaktan çıktı; liste liste, isim isim konuşuluyor. Üstelik bu kez iddiaların merkezinde yalnızca “partililer” değil, eşler, akrabalar, şoför yakınları, eski-yeni dostlar var, çocuklarının arkadaşı, eşinin akrabaları…

İddialara göre; önceki dönem Belediye Başkanı Ömer Selim Alan zamanında alkollü araç kullanırken kaza yaptığı gerekçesiyle Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne sürüldüğü belirtilen, bugün ise Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in makam şoförlüğünü yapan Şahan Mercan’ın eşi ve ağabeyi de belediye kadrosuna alınıyor.

Soruyu sormak zorundayız!
Zonguldak’ta işsiz genç mi kalmadı?
KPSS’siz, sınavsız, ilana çıkmadan yapılan bu alımlar nasıl izah ediliyor?

İddialar bununla sınırlı değil.
Başkan Tahsin Erdem’in eşi Hande Erdem’in akrabası olduğu ileri sürülen isimlere ne diyeceğiz.

Hande hanım sadece Tahsin Erdem’i yönetmiyor artık belediyi de yönetiyor! 

Hepsinin yolu bir şekilde Zonguldak Belediyesi’nden geçmesi sizce tesadüf mü?
Bu kadar “yakın” ismin aynı kapıdan içeri girmesi olağan bir rastlantı mı, yoksa artık gizlenmeyen bir tercih mi?

Kulislerde konuşulan rakam ürkütücü!
Tahsin Erdem göreve geldiğinden bu yana yaklaşık 150 kişinin belediyede işe alındığı iddia ediliyor.

Şimdi soralım:
– Kaçı ilanla alındı?
– Kaçı mülakatla seçildi?
– Kaçı gerçekten liyakat sahibiydi?

Bu sorulara cevap verilmiyor.
Ama isimler konuşuluyor.
Akrabalık bağları konuşuluyor.
Siyasi yakınlıklar konuşuluyor.

Tahsin Erdem’in eşinin akrabalarının işe nasıl girdiği konuşuluyor.

Çocuğunun olayları konuşuluyor!

Ve işin en can alıcı noktası burası!

CHP artık AK Parti’ye torpil konusunda tek kelime etme hakkını kendi eliyle tüketmiştir.

Yıllarca “yandaş belediyecilik” diye bağıranlar, bugün aynı yöntemleri, hatta daha pervasızını uyguluyorsa sorun artık sadece Tahsin Erdem değil, CHP’nin yerel iktidar ahlakıdır.

Daha düne kadar, “Biz gelince her şey şeffaf olacak” diyenler,
Bugün şeffaflığı perde arkasında bırakmış görünüyor.

Görüyoruz ki düzen değişmedi, el değiştirdi.

Zonguldak halkı kandırılacak bir kitle değildir.
Bu şehir torpili, kayırmacılığı, eş-dost belediyeciliğini çok iyi bilir.

Eğer CHP’nin vaadi buysa;
Eğer “biz yapınca normal, başkası yapınca torpil” anlayışı hâkimse;
O zaman kusura bakılmasın…

AK Parti’yi eleştirirken kullandığınız bütün cümleler, bugün dönüp sizi vurur.

Ve o aynaya baktığınızda gördüğünüz şey,
Eleştirdiğinizden hiç de farklı değildir.

Şöyle genel bir tabloya baktığımız da görünen şu ki

Tahsin Erdem şaşırdı!

KOLTUK!

Kasabanın en yüksek binasının en üst katında bir oda vardı.
Geniş pencereleri, kalın perdeleri, ağır bir masası…
Odanın ortasında ise gösterişli bir koltuk dururdu. Deri kaplı, koyu renkli, sırtı yüksek.

O koltuğa oturan herkes değişirdi denirdi ama kimse inanmazdı.
Ta ki Kemal Bey oturana kadar.

Kemal Bey, o odaya gelmeden önce sıradan bir adamdı.
Sabahları sokakta selam verir, esnafla ayaküstü konuşur,
çay ocağında bardağını kendi alırdı.
“İnsanın yüzüne bakmak ibadettir” derdi bazen.

Atandığı gün herkes sevindi.
“Bizden biri” dediler.
“Anlar bizi” dediler.

İlk günler gerçekten de öyleydi.
Kapı hep açıktı.
Sesini alçaltarak konuşur,
“Bir derdin mi var?” diye sorardı.

Sonra koltuk konuşmaya başladı.

Önce kapı kapandı.
Sonra perde çekildi.
Bir gün çaycıya bile göz ucuyla bakar oldu.
Selamlar yarım kaldı,
cümleler emir kipiyle bitmeye başladı.

Bir sabah pencereden baktı aşağıya.
İnsanlar küçüktü.
Arabalar sessizdi.
Kendisi büyük görünüyordu.

Artık eski arkadaşları randevuyla geliyordu.
Bazıları hiç gelmiyordu.
Gelenler eğiliyor,
giderken yüzlerine bakmıyordu.

Kemal Bey bunu “saygı” sandı.

Bir gün yaşlı bir adam çıktı karşısına.
Eskiden aynı masada çay içtikleri adam.
Söze girmeye çalıştı,
ama Kemal Bey elini kaldırdı.

“Şimdi sırası değil,” dedi.
“Sekreterimle görüş.”

Adam durdu.
Gözleri koltuğa takıldı.
Sonra Kemal Bey’e baktı.

“Sen değişmedin,” dedi.
“Koltuk büyüdü, sen küçüldün.”

Kemal Bey ilk kez sustu.
Ama duymadı.
Duymak istemedi.

Zaman geçti.

Bir sabah kapı çalınmadı.
Telefon çalmadı.
Koridor sessizdi.

O gün başka bir isim asıldı kapıya.

Kemal Bey koltuktan kalktı.
Oda birden küçüldü.
Ayna gerçeği gösterdi.

Sokağa indiğinde kimse ona bakmadı.
Selam verdi, karşılık alamadı.

Bir çay ocağında durdu.
Bardağı uzatmadılar.

O an anladı.

Koltuk, onu yükseltmemişti.
Sadece kim olduğunu herkese göstermişti. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *