reklam
reklam
Ereğli İl, Zonguldak ne olacak?

Ereğli İl, Zonguldak ne olacak?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Karadeniz Ereğli’nin il olması yeniden konuşuluyor.

Ereğli açısından bakıldığında bu talebin arkasındaki beklentiyi anlamak zor değil. 

Daha fazla yatırım, kamu hizmetlerine daha hızlı erişim, daha güçlü temsil ve kendi geleceği üzerinde daha fazla söz sahibi olmak…

Peki, meselenin Zonguldak tarafını kim konuşacak?

Ereğli’nin il olması için heyecanla hesap yapanlar, geride kalacak Zonguldak’ın kayıplarını da aynı ciddiyetle hesaplıyor mu?

Çünkü bu mesele, bir tabelaya “Valilik” yazılmasından ibaret değildir. 

Nüfusun, sanayi gücünün, idari yapının ve ortak kent kimliğinin yeniden şekillenmesidir.

Zonguldak bu süreci daha önce yaşadı.

1991’de Bartın, 1995’te Karabük il oldu. 

Beraberlerinde başka ilçeler de Zonguldak’ın idari sınırlarından ayrıldı.

Bir zamanlar çok daha geniş bir coğrafyayı kapsayan Zonguldak küçüldü. 

Şimdi aynı tartışma, ilin en önemli üretim merkezlerinden Ereğli üzerinden yürütülüyor.

Elbette Bartınlıların, Karabüklülerin ya da Ereğlililerin kendi kentleri için daha iyisini istemesine kimse itiraz edemez.

Ancak Zonguldak’ın geleceğini savunmak da kimsenin gelişmesine karşı çıkmak değildir.

Önce nüfus hesabına bakalım.

TÜİK’in 2025 verilerini aktaran nüfus tablosuna göre Zonguldak’ın nüfusu 585 bin 203, Ereğli ilçesinin nüfusu ise 173 bin 884. 

Yalnızca mevcut Ereğli ilçesinin ayrıldığı ve diğer sınırların değişmediği bir senaryoda Zonguldak’ın nüfusu 411 bin 319’a iner.

Yani ilin nüfusunun yaklaşık yüzde 30’u idari olarak başka bir ile geçmiş olur.

Bu, küçümsenecek bir oran değildir.

Bir ilin nüfusunun yaklaşık üçte birini kaybetmesi; kamu hizmetlerinin ölçeği, yatırım taleplerinin dayanakları ve Ankara’daki ağırlığı açısından ciddi bir değişim demektir.

Üstelik burada yalnızca Ereğli’yi konuşuyoruz.

Olası bir düzenlemede başka ilçelerin de yeni ile bağlanması düşünülürse hesap yeniden değişir. 

Asıl mesele, üretim gücünün bölünmesidir.

Ereğli, Zonguldak için sıradan bir nüfus kalemi değildir.

Demir çelik üretimi, liman faaliyetleri ve tersaneleriyle ilin ekonomik yapısında önemli bir yere sahiptir. 

Erdemir Limanı ve tersaneler bölgesi, resmî bölgesel planlama belgelerinde de bu üretim ve lojistik yapının parçaları olarak yer alıyor.

Ereğli ayrıldığında fabrikalar ortadan kalkmayacak.

İşçiler bir sabah işe gitmekten vazgeçmeyecek. 

Zonguldak ile Ereğli arasındaki ticaret de bir anda kesilmeyecek.

Ancak bugün Zonguldak’ın ekonomik kimliğinin parçası olan önemli bir sanayi merkezi, başka bir ilin sınırları içinde kalacak.

Zonguldak’ın yatırımcıya sunduğu üretim ölçeği değişecek.

Sanayi, liman ve tedarik bağlantılarını aynı il çatısı altında planlama imkânı daralacak. 

Ortak projeler, iki ayrı il yönetiminin koordinasyonuna daha fazla ihtiyaç duyacak.

İyi bir iş birliği bu etkileri azaltabilir. 

Ama bunun kendiliğinden gerçekleşeceğini varsayamayız.

İşte bu nedenle, “Ereğli il olsun, herkes kazansın” demek kolay; herkesin nasıl kazanacağını göstermek zordur.

Bir de kent merkezinin ekonomik hayatı var.

Yeni bir il merkezi oluştuğunda idari işlemler, kurumsal ziyaretler ve bunlara bağlı bazı hizmet talepleri Ereğli’de toplanabilir.

Bunun Zonguldak merkezdeki ulaşım, yeme içme, konaklama ve diğer hizmet faaliyetleri üzerinde etkileri olabilir.

Siyasi ağırlık meselesini de geçiştiremeyiz.

Daha küçük nüfuslu ve ekonomik ölçeği daralmış bir Zonguldak’ın, ulusal yatırım gündeminde taleplerini kabul ettirmesi zorlaşabilir.

Milletvekili sayısına ilişkin bugünden kesin rakam vermek de doğru değildir. Buna karşılık nüfus kaybının temsil tartışmasını beraberinde getireceği açıktır.

Zonguldak’ın ortak taleplerini tek sesle savunabilmesi zaten önemliyken, yeni bir idari ayrılığın bu ortaklığı nasıl etkileyeceğini düşünmek zorundayız.

En zor ölçülen kayıp ise aidiyet olur.

Zonguldak ile Ereğli arasındaki bağ yalnızca bir il haritasından ibaret değil.

Aileler, işçiler, öğrenciler, esnaf, ortak hatıralar ve aynı coğrafyada kurulmuş hayatlar var.

Bir sınır değişikliği bunları ertesi gün silmez. 

Fakat zaman içinde kurumlar ayrılır, öncelikler farklılaşır, kentlerin gelecek tasavvurları başka yönlere gidebilir.

Bugün “bizim” dediğimiz değerlerin yarın yalnızca “komşu ilin” değerleri olarak anılması, ekonomik tablolarda görünmeyen bir kayıptır.

Bu duyguyu küçümseyenler, şehirlerin yalnızca binalardan ve bütçelerden oluştuğunu sanıyor.

Ereğli’nin taleplerini de duymazdan gelemeyiz.

Ereğli daha fazla yatırım istiyorsa dinlenecek.

Hizmette gecikme yaşıyorsa giderilecek.

Ürettiği ekonomik değerin yaşam kalitesine yeterince yansımadığını düşünüyorsa bunun nedenleri tartışılacak.

Zonguldak’ın bütünlüğünü savunmanın gereği, Ereğli’nin sorunlarını sahiplenmektir. 

Ama il olmayı bütün sorunları kendiliğinden çözecek bir formül gibi sunmak da gerçekçi değildir. 

Yeni kurumların maliyeti, yatırım ihtiyacı, hizmet kapasitesi ve geride kalan ilin durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Benim itirazım tam da bu hesabın yapılmadan heyecan üretilmesine.

Zonguldak’ın nüfusundan, üretim gücünden ve ortak geleceğinden büyük bir parçanın ayrılması konuşulurken, bu kentin yöneticileri sessiz kalamaz.

Belediye başkanları, milletvekilleri, ticaret ve sanayi odaları, üniversite ve sivil toplum kuruluşları somut bir çalışma ortaya koymalı.

Ereğli ne kazanacak?

Zonguldak ne kaybedecek?

Aynı hizmet ve yatırım hedeflerine mevcut il bütünlüğü korunarak ulaşmak mümkün mü?

Bu soruların cevabı verilmeden atılan her slogan, meselenin ağırlığını hafife almaktır.

Ereğli’nin büyümesini, gelişmesini, hak ettiği yatırımlara kavuşmasını isterim.

Zonguldak’ın da her yeni il tartışmasında biraz daha küçülen şehir olmasına itiraz ederim.

Bir kente il olma sözü verirken, geride kalan kente nasıl bir gelecek bıraktığınızı da açıklamak zorundasınız.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *