reklam
reklam
Güneş ve Elanur'un ardından...

Güneş ve Elanur'un ardından...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bazı acılar vardır; kelimeler yetmez, cümleler eksik kalır. 

İnsan yazarken değil, yaşarken anlar büyüklüğünü. 

Basat Köyü’nün yaşadığı acı da işte böyle… 

Bir köy düşünün, 5 yaşındaki Güneş’i toprağa veriyor ve saatler sonra 7 yaşındaki Elanur’un tabutuna sarılmaya hazırlanıyor.

Aynı köy, aynı kader, aynı ihmal kokusu…

Güneş… 

Daha hayatın başında, oyuncaklarını bile tam tanıyamamışken gitti. 

Elanur… 

Okul çantasını sırtından yeni indirmiş, belki “Anne bugün ne öğrendim biliyor musun?” diyecekken sustu. 

Güneş anaokuluna gitmek için çıktığı yolda annesiyle birlikte ikisine çarpan araç yüzünden bu dünyadan ayrılırken, Elanur ise bir servis aracının kendisine çarpması sonucu bu dünyadan koptu! 

İkisi de biz yetişkinlerin koruyamadığı çocuklar olarak hayattan koparıldı.

Basat Köyü’nde bugün sessizlik var. 

Ama bu sessizlik huzurdan değil; çaresizlikten, isyandan, boğazda düğümlenen “neden?” sorusundan… 

Evlerin perdeleri yarıya kadar kapalı, sokaklarda çocuk sesi yok.

Annelerin yüreğinde aynı korku!

“Sıradaki bizim ev mi?”

Bir köyün aynı hafta içinde iki kez ağıt yakması kader değildir. 

Bu bir tesadüf hiç değildir. 

Bu, yıllardır görmezden gelinen ihmallerin, denetlenmeyen servislerin, okul önlerinde hiçe sayılan kuralların sessiz ama acımasız sonucudur. 

O servisler her sabah çocuklarımızı taşıyor; en kıymetlimizi… 

Ama soruyorum, gerçekten güvenle mi taşıyor?

Bugün Güneş yok. 

Bugün Elanur yok.

Yarın başka bir çocuğun adını mı yazacağız bu köşeye?

Bir annenin daha feryadını mı duyacağız?

Bir köyün daha mı matemine tanık olacağız?

Bu ülkede her acıdan sonra aynı cümleler kurulur!

 “Soruşturma başlatıldı”

“Gerekli önlemler alınacak”

Ama çocuklar geri gelmez. 

Toprağa verilen umutlar, verilen sözlerle yeşermez.

Basat Köyü bugün iki küçük mezarın başında ağlıyor.

Aslında hepimize bakıyor o mezarlar… 

“Bizi koruyamadınız” diyor. 

Ve biz bu sesi duymadıkça, bu acılar maalesef yazı olmaktan çıkıp, haber başlığı olmaya devam edecek.

Güneş’e ve Elanur’a borcumuz var. 

Onları unutmamak değil sadece; onların ardından aynı acıları yaşamamak için gerçekten bir şeyler yapmak zorundayız. 

Yoksa bu sessizlik, daha çok çocuğun ardından çökecek üzerimize…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *