reklam
reklam
Alacaklıyız bu hayatttan!

Alacaklıyız bu hayatttan!

YAYINLAMA:

İnsan bazen sadece yaşadıklarından değil, yaşayamadıklarından da alacaklı kalır. Hesap dediğin şey yalnızca para pul değildir;kimi zaman bir dokunuş,kimi zaman yarım kalan bir sarılma,kimi zaman da içe gömülen bir “keşke”dir.
Gece vakti bir çocuğun başında tek başına söylenen ninniler,aslında hayata kesilen en ağır faturalardır. Sessizliğin duvarlara sinmesi, sofraya konan eksik bir tabak,insana şunu öğretir:Yokluk sadece fiziksel değildir,yokluk bazen en çok hissedilen varlıktır. İnsan,en çok yanında olması gerekeni yanında bulamadığında anlar hayatın dengesizliğini.

Yorgunluk dediğin şey de bedenden önce ruha çöker. 
Bir omuz ararsın başını koyacak, bulamazsın. Kalabalıkların içinde yürürsün,kimseye çarpmadan ama herkese değmeden. Zihin kaçmak ister, kalp kalmak ister. İşte o çatışma, insanın içindeki en büyük savaşı başlatır.
Bir kapının açılmaması,sadece bir kapının açılmaması değildir. Beklentinin boşa düşmesidir.Birlikte kurulmuş hayallerin tek taraflı yaşanmaya çalışılmasıdır. Hesaplar tutmaz çünkü hayat matematik değildir. Duyguların toplaması, çıkarması yoktur; eksilen hep içeride büyür.
İnsan, sevdiğini bazen vitrinde görür gibi sever. Ulaşamaz ama hayalinde en güzelini ona yakıştırır.Bu da ayrı bir yorgunluktur. Gerçekle hayal arasındaki mesafe uzadıkça,insanın içindeki sabır da incelir.Her nefeste biraz daha ağırlaşan bir yokluk çöker boğaza.
Zaman geçer, saçlara ak düşer, yollar uzar, mesafeler büyür. Buna rağmen bazı duygular yerinde kalır.İçte saklanan yangın,dışarıdan bakıldığında görünmez ama insanın bütün dengesini değiştirir. Çünkü bastırılan her duygu,bir gün daha derinden konuşur.
Hayatın adaleti çoğu zaman gecikir. İnsan hak ettiğini hemen alamaz. Emek,sabır,sevgi… Hepsi bazen karşılıksız kalır gibi görünür.Oysa insanı ayakta tutan şey, alacağını tahsil etmek değil,alacaklı olduğunu bilerek dimdik durabilmektir.
Alacak meselesi burada başlar aslında.Birine değil, hayata karşı. Eksik kalan ne varsa, yaşanamayan ne varsa,içte bir yerde kayıt altına alınır. Unutulmaz,sadece sessizleşir.
Sonunda insan şunu fark eder:Alacaklı olmak bir zayıflık değil,bir hatırlayıştır. Ne yaşadığını,neyi hak ettiğini ve neyi kaybettiğini unutmamaktır.Bu da insanı diri tutar.
Herkes biraz alacaklı bu hayattan.Kimi sevgiden,kimi zamandan, kimi de kendinden...
Asıl mesele, bu alacakla nasıl yaşayacağını bilmektir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *