Parti kulislerinde konuşulan iddialara göre, belediyedeki işe alımların önemli bir bölümünün başkanın yakın çevresine yönelik olduğu öne sürüldü. Eşinin akrabaları, çocuklarının arkadaşları ve aynı aileden birden fazla kişinin belediye kadrolarında yer alması, kamuoyunda “belediye mi, aile şirketi mi?” sorusunu gündeme getirdi.
“AK PARTİ’Yİ ELEŞTİRİRKEN AYNI YOLU MU İZLİYOR?”
CHP’nin yıllarca Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) belediyelerini “eş, dost, akraba kayırmacılığı” üzerinden eleştirdiği hatırlatılırken, bugün aynı iddiaların CHP’li bir belediye için konuşulması parti tabanında öfkeye neden oldu.
Sert eleştirilerde bulunan bazı partililer, “Biz yıllarca liyakat dedik, adalet dedik. Bugün Zonguldak’ta yaşanan tablo bu söylemlerle örtüşmüyor” değerlendirmesinde bulundu. Parti içinde yüksek sesle dillendirilmese de rahatsızlığın büyüdüğü ve teşkilatın ciddi bir moral kaybı yaşadığı ifade edildi.
BELEDİYE YÖNETİMİ Mİ, AİLE YÖNETİMİ Mİ?
İddialar yalnızca işe alımlarla sınırlı kalmadı. Başkanın eşinin ve çocuklarının belediye yönetim süreçlerine doğrudan ya da dolaylı şekilde müdahil olduğu, parti içi dengelere yön vermeye çalıştığı öne sürüldü. Bu durumun CHP örgütünde huzursuzluğu artırdığı ve bazı isimlerin istifasına yol açtığı konuşuldu.
Parti kaynakları, belediye ile il ve ilçe örgütleri arasında mesafenin açıldığını, karar alma süreçlerinde istişare kültürünün zayıfladığını iddia etti. “Parti tabanı dışlandı” yorumları kulislerde sıkça dile getirildi.
ERKEN SEÇİM ÖNCESİ EN BÜYÜK RİSK: GÜVEN KAYBI
CHP’nin Türkiye genelinde iktidara yüklenirken kullandığı en güçlü argümanlardan biri “temiz yönetim” oldu. Ancak Zonguldak’ta ortaya atılan bu iddialar, partinin en hassas olduğu noktadan yara almasına neden oldu.
Siyasi gözlemcilere göre, seçmen için en önemli kriter tutarlılık oldu. Eğer bir parti iktidarı kayırmacılıkla suçluyorsa, kendi belediyelerinde en küçük bir şaibe bile ciddi bir güven kaybına yol açtı. Zonguldak gibi siyasi dengelerin hassas olduğu bir şehirde bu tür tartışmaların sandığa doğrudan yansıma potansiyeli bulunduğu ifade edildi.
CHP’YE ZARARI KENDİ İÇİNDEN Mİ?
Parti içinde bazı isimler, “CHP’ye Zonguldak’ta en büyük zararı muhalefet değil, kendi yönetim anlayışı veriyor” görüşünü dile getirdi. Tahsin Erdem’in uygulamalarının, yalnızca belediye yönetimiyle sınırlı kalmayıp partinin genel imajına da zarar verdiği savunuldu.
Erken seçim beklentisinin yüksek olduğu bir dönemde, CHP’nin Zonguldak’ta kendi içinde yaşadığı bu kriz, “iktidara alternatif olma” iddiasını zayıflatabilecek bir tablo olarak değerlendirildi.