Gidenin Ardında Kalan Sessizlik...
Git demedim sana.
Kal diye de tutmadım.
Bazı ayrılıklar vardır; insanın diline değil, kaderine yazılır.
Şimdi geceleri başka türlü yaşıyorum.
Ranzanın ince demirine sırtımı dayayıp tavana bakarken,insanın içindeki boşluğun ne kadar gürültülü olabildiğini öğrendim.
Demir parmaklıklar sadece bedeni tutuyor sanırdım eskiden.
Yanılmışım.
Asıl tutsaklık, insanın içinde başlıyor.
Burada zaman ağır akar.
Her adım sayılır,her nefes duyulur.
Volta atarken fark ettim;insan en çok kendiyle karşılaşmaktan yoruluyor.
Kaçamıyorsun.
Ne hatırandan kaçabiliyorsun ne de bir zamanlar inandığın şeylerden.
Seni de düşündüm, bu dar koridorlarda.
Adını anmadım belki ama, yokluğun hep yanımdaydı.
Çünkü bazı insanlar giderken kendilerini değil,senden bir parçayı da alıp götürür.
Kırgınlık başka bir şey burada.
Dışarıdaki gibi değil.
Daha sessiz,daha derin.
Sanki içinden bir şey eksilmiş de kimse fark etmemiş gibi.
Anladım ki mesele sevilmek değilmiş sadece.
Mesele,değer görmekmiş.
İnsan değer görmediği yerde önce susuyor,sonra azalıyor…
En sonunda da kendine yabancılaşıyor.
Sen gittin.
Belki haklıydın,belki değildin.
Bunun artık bir önemi yok.
Çünkü bazı gidişlerin açıklaması olmaz; sadece sonucu olur.
Burada herkesin bir hikâyesi var.
Kimi hatasından, kimi kaderinden, kimi de yanlış zamanda yanlış yerde olmaktan düşmüş bu demir kapıların ardına.
Ama ortak bir şey var:
Herkes bir yerden kırılmış.
Geceleri ranzada dönerken şunu düşündüm:
İnsan neden vazgeçer?...
Cevap basit aslında…
İnandığı şey,ona ağır gelmeye başladığında.
Ben sana değil, sana verdiğim emeğe takılı kaldım bir süre.
Çünkü insan en çok orada kaybeder kendini.
Verdiğiyle değil, karşılığını alamadığıyla sınanır.
Artık bahaneler yoruyor beni.
Burada kimsenin uzun uzun açıklama yapacak hâli yok.
Gerçekler kısa ve sert:
Kalan kalır, giden gider.
Demir parmaklıklar bana şunu öğretti:
İnsan özgürlüğünü dışarıda kaybetmez önce,içinde kaybeder.
Birine gereğinden fazla anlam yüklediğinde,kendi sınırlarını silmeye başladığında…
İşte orada başlar esaret.
Sana bir sitemim yok.
Hatta bir beklentim de kalmadı.
Sadece şunu biliyorum.
Herkes bir gün,en çok kaçtığı duyguyla yüzleşir.
Belki bir gün sen de durursun.
Kalabalığın ortasında,tek başına.
İçinde tarif edemediğin bir eksiklikle…
O an anlarsın;
Bazı insanlar hayatından gitmez aslında,
Sen onların kıymetini anlayamadığın yerde kaybolursun.
Ben burada, ranzanın soğuk demirinde şunu öğrendim:
Sevgi,özgür bırakmaktır derler ya…
Doğru...
Ama insan bazen en çok,
Özgür bıraktığı yerde kaybolur.