Zonguldak Belediyesi'ne damsız girilmez! - Canlar yanıyor!
Zonguldak Belediyesi’nin kapısına artık tabela asmak gerekiyor!
“Akrabası olan buyursun, olmayan beklesin.”
Çünkü belediyede işler öyle bir noktaya geldi ki, CV’nin yerini soyadı, diplomanın yerini yakınlık derecesi aldı.
Tahsin Erdem seçilirken sandık başında “dürüstlük”, “liyakat”, “hak, hukuk, adalet” sloganları havada uçuşmuştu.
Peki şimdi ne oldu?
Çocuklarının arkadaşları…
Eşinin akrabaları…
Yakın çevresi…
Dostlar, ahbaplar, eşler, eşlerin eşleri…
Sınav yok.
Mülakat yok.
Duyuru yok.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, göreve geldiği günden bu yana öyle bir “istihdam modeli” geliştirdi ki, İnsan Kaynakları Müdürlüğü neredeyse Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile karıştırılacak hâle geldi.
Hani CHP yıllardır ne diyordu?
“AK Parti torpil yapıyor.”
“Yandaş istihdamı var.”
“Kamu kadroları eşe dosta peşkeş çekiliyor.”
Peki şimdi ne oldu?
Anlaşılan o ki bunların itirazı torpile değil, torpili kimin yaptığına imiş.
Tahsin Erdem’e bir önerimiz var!
Zonguldak Belediyesi’nin kapısına “Zonguldak Belediyesi’ne damsız girilmez!” yazsın!
Nasıl olsa karı koca olmayan işe giremiyor.
Bir evden iki maaş, üç maaş, hatta iddialara göre daha fazlası!
Bir de tutturmuşlar bunun adına sosyal belediyecilik diyorlar.
İşsiz gençler evde boş otururken, KPSS’ye girip elenenler umutlarını yitirirken, bu tabloya “sosyal belediyecilik” mi denir?
Denilse denilse yandaş belediyeciliği denir!
Yoksa “hep bana, hep bana” belediyeciliği mi?
Şimdi bakıyorum CHP İl Başkanı Devrim Dural’ında bu düzene hiç ses çıkaramadığı gözüküyor.
Demek ki CHP iktidara gelse, AK Parti’nin yaptığını ikiyle çarpar.
En azından Zonguldak’ta tablo bunu gösteriyor.
Ve gelelim işin en önemli kısmına…
Sayın Tahsin Erdem’e naçizane bir tavsiyemiz daha olsun!
Boşuna oğlu Emirhan’a sağda solda iş aramasın.
Genel Maden İşçileri Sendikası’na gidip oğlu için CV bırakmasın!
Zaten belediyede;
– eş dost var
– akraba var
– arkadaş var
– arkadaşın eşi var
– eşin akrabası var
Varda var!
Eksik kalan ne?
Pastanın üstündeki çilek!
O da Emirhan olsun, tam olsun.
Tahsin Erdem madem bu kadar rahat, madem bu kadar pervasız, madem liyakat bu kadar “esnek”, o zaman hiç uzatmaya gerek yok!
Oğlu Emirhan’ı da belediyeye işe alsın!
Bakın bu şehir, ne ilk torpili görüyor! ne de son torpili!
Ama bu millet sandığı çok iyi tanıyor.
Vatandaş bir gün şapkasını önüne koyar.
Ve kamunun imkânlarını hoyratça kullananlara, o imkânları kime, nasıl dağıttıklarını sandıkta sorar.
O gün geldiğinde,
Ne akraba listesi işe yarar
Ne de dost meclisleri.
Çünkü sandıkta dam sorulmaz.
Sandıkta hesap sorulur.
Bu millet hesabını kesinlikle soracaktır!
YİNE KAÇAK OCAK YİNE GİDEN BİR CAN
Evet Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem torpille çocuklarının arkadaşlarını, eşi Hande Hanımın akrabalarını, bir çok karı kocayı yine ne kadar iş adamının çocuğu varsa belediyeye işe doldururken bazıları da evine bir ekmek alabilmek için hiçbir güvenliği olmayan madenlere girerek can veriyor.
Bu akşam Kilimli’de kaçak bir maden ocağında göçük altında kalarak yaşamını yitiren 34 Yaşındaki Uğur Erikoğlu bu can verenlerden sadece bir tanesi.
Çünkü onu torpille belediye, yada il özel idaresine sokacak ne bir amcası ne Tahsin Erdem’in eşi Hande hanım gibi bir yengesi vardı!
Evet Zonguldak’ta bir akşam daha karardı…
Bu akşam sadece hava değil; bir evin ışığı, bir çocuğun yarını, bir köyün neşesi de söndü.
Gelik Beldesi’nde meydana gelen göçükte hayatını kaybeden 34 yaşındaki Uğur Erikoğlu’nun adı, artık bir istatistik değil.
O, Namazgâh Köyü’nde kapısı yarım kalan bir evin, duvarında asılı kalan bir montun, “babam ne zaman gelecek” diye soran bir çocuğun adı.
Uğur, yerin yüzlerce metre altında ölümü aramaya gitmedi.
O, ekmeğin peşindeydi.
İşsizliğin, çaresizliğin ve görmezden gelinen yoksulluğun ittiği bir yolda yürüyordu. Ruhsatsız denilen, kaçak denilen ama herkesin bildiği o karanlık ocaklara…
Çünkü başka çare bırakılmamıştı.
Bir çocuk babasıydı Uğur.
Hayat onun için zaten zordu.
Ayrılıklar, geçim derdi, tutunma çabası…
Ve sonunda yerin altında kalan bir umut.
Ocaktan çıkarıldığında artık çok geçti.
Ambulans sirenleri çaldı ama bir evde sessizlik başladı.
Hastane koridorlarında umut değil, gözyaşı vardı.
Zonguldak bugün yaslı.
Sokaklar daha sessiz, selamlar daha mahcup.
Bu topraklarda maden, sadece kömür çıkarmıyor.
Bazen babaları alıyor, bazen evlatları.
Ve geride hep aynı acı kalıyor.
Bir süre sonra bu haber de arşivlere kalkacak.
Ama Uğur’un çocuğu büyürken bu acı hep taze kalacak.
Bir göçük daha oldu…
Bir hayat daha eksildi…
Ve biz yine çok geç kaldık.
Allah rahmet eylesin Uğur Erikoğlu.
Allah mekanını cennet eylesin!