Hazine ve Maliye Bakanlığı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen Kıymetli Maden Takip Sistemi’nin (KMTS) amacının, kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesi, vergi güvenliğinin sağlanması, saflık ayarı ve ağırlık üzerinden yapılan usulsüzlüklerin önüne geçilmesi olduğu bildirildi. Sistemle birlikte, rafineriler tarafından üretilen kıymetli madenlerin ambalajlanarak standart hale getirilmesi ve piyasada güvenliğin artırılması hedeflendi.
KMTS’nin, tüm basılı kıymetli madenler ile standart işlenmemiş kıymetli madenler kapsamında yer alan 1 gram ve üzeri altın, gümüş, platin ve paladyum gibi ürünleri kapsadığı belirtildi. Bu çerçevede, 1 gramdan 10 grama kadar (10 gram dahil) olan işlenmemiş kıymetli madenlerde, güvenlikli etiket üzerindeki seri numarasının ambalajın üzerine lazerle işlendiği; 10 gramın üzerindeki ürünlerde ise seri numarasının hem ürünün kendisine hem de ambalajına lazerle işlendiği kaydedildi. Buna karşılık, bilezik, yüzük, kolye gibi işlenmiş altınların ve 22 ayar, 18 ayar gibi farklı ayarlardaki altınların KMTS kapsamı dışında tutulduğu vurgulandı.
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında, kayıt dışılığın önlenmesi amacıyla 30 bin liraya kadar olan alışverişlerde nakit ödeme yapılabildiği, bu tutarın üzerindeki işlemlerin ise banka veya finans kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu hatırlatıldı. Güncel piyasa fiyatları dikkate alındığında, vatandaşların yaklaşık 5 grama kadar kıymetli madeni nakit olarak satın alabildiği, bu tutarın üzerindeki alımların ise tevsik zorunluluğu kapsamında bankacılık sistemi üzerinden yapıldığı ifade edildi.
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Timuçin Sönmez, 30 bin liranın üzerindeki işlemlerde banka zorunluluğunun yeni bir uygulama olmadığını belirterek, bunun sadece kuyumculuk sektörüne özgü olmadığını söyledi. Sönmez, “Bu uygulama tüm sektörler için geçerlidir. ‘Altın artık nakitle alınamayacak’ şeklindeki açıklamalar tamamen yanlıştır ve piyasada kaos yaratma çabasıdır” ifadelerini kullandı.
Ödeme kaydedici cihazlarla yapılan alışverişlerde kuyumculuk sektörüne tanınan limitin 36 bin lira olduğunu hatırlatan Sönmez, diğer sektörlerde bu sınırın 12 bin lira seviyesinde bulunduğunu, kuyumculukta ise limitin üç kat daha yüksek belirlendiğini aktardı.
“Yastık altı altına el konulacak” yönündeki iddialara da sert tepki gösteren Sönmez, bu tür söylemlerin art niyetli olduğunu dile getirdi. KMTS’nin vatandaşın altınıyla değil, yalnızca rafineri ürünleriyle ilgili olduğunu vurgulayan Sönmez, sistemin barkod ve seri numarasıyla çalışan bir güvenlik mekanizması olduğunu söyledi. Sönmez, “Bu uygulamanın vatandaşın bileziğiyle, küpesiyle ya da gerdanlığıyla hiçbir ilgisi yoktur. Son günlerde ortaya atılan iddialar tamamen asılsızdır” dedi.
Sektörün güven esasına dayalı bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Sönmez, reyting ve etkileşim kaygısıyla yanlış bilgi yayan sosyal medya içerik üreticilerine tepki gösterdi. Asılsız haberlerin hem esnafı hem de vatandaşları paniğe sürüklediğini belirten Sönmez, yetkisi olmadığı halde açıklama yapan kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulması gerektiğini savundu.
“Kuyumculuk sektörü stratejik bir sektördür” diyen Sönmez, bu alana zarar verilmesinin ülke ekonomisine zarar anlamına geldiğini ifade etti. Sürekli olarak yanlış iddiaları müşterilere anlatmak zorunda kaldıklarını söyleyen Sönmez, bu durumdan duydukları rahatsızlığı dile getirdi.
Öte yandan, “Kuyum Ticareti Yetki Belgesi” harçlarına da değinen Sönmez, esnafın kayıt altına alınmasının gerekli olduğunu ancak harç bedellerinin yüksek olmasının mağduriyet yarattığını söyledi. Sönmez, söz konusu harçların daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini belirterek açıklamasını tamamladı.