reklam
reklam
Lens Medya Haber SON DAKİKA Su kaynakları, tarım ve halk sağlığı tehdit altında!

Su kaynakları, tarım ve halk sağlığı tehdit altında!

Batı Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Organize Sanayi Bölgeleri’nin (OSB) çevreye olan etkileri, hazırlanan kapsamlı bir raporla bir kez daha gündeme taşındı.

Okunma Süresi: 4 dk

 Bolu, Düzce, Zonguldak, Bartın, Karabük ve Kastamonu illerinde faaliyet gösteren toplam 24 Organize Sanayi Bölgesi, özellikle su kaynakları üzerindeki baskıları, yetersiz arıtma tesisleri, ekolojik kırılmalar ve halk sağlığına yönelik riskleri ile bölgenin geleceğini tehdit eder hale geldi.

Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu tarafından; resmi Çevre Durum Raporları (ÇDR), ÇED belgeleri, çevresel değerlendirme raporları ve 2025 yılına kadar olan güncel veriler esas alınarak hazırlanan raporda, OSB’lerin bölgedeki en büyük su kirletici unsur haline geldiği vurgulandı. Raporda yer alan bulgular, yaşanan çevre felaketlerinin tesadüf olmadığını, yapısal ve planlama kaynaklı sorunların yıllardır görmezden gelindiğini ortaya koydu. 

OSB’LER SU KAYNAKLARININ ÜZERİNE KURULDU

Raporda dikkat çekilen en önemli hususlardan biri, OSB’lerin neredeyse tamamının dere yataklarına, nehir havzalarına ve yeraltı suyu rezervlerine çok yakın alanlarda planlanmış olmasıydı. Sanayi tesislerinin yoğun su ihtiyacı nedeniyle, altyapı maliyetlerini düşürmek adına suya erişimi kolay bölgelerin tercih edildiği, ancak bu tercihin ekosistem üzerinde ağır bir bedel yarattığı belirtildi.

Bolu’da Gerede Çayı, Zonguldak’ta Gülüç Nehri ve Filyos Havzası, Düzce’de Melen Nehri ve Efteni Gölü, Bartın’da Gökırmak, Kastamonu’da ise Gökırmak Havzası OSB baskısı altındaki en kritik su sistemleri olarak rapora yansıdı.

ARITMA TESİSLERİ KAĞIT ÜZERİNDE KALDI

Türkiye’de OSB’lerde Atıksu Arıtma Tesisi (AAT) zorunlu olmasına rağmen, raporda yer alan tespitlere göre Batı Karadeniz’deki OSB’lerin yalnızca %30–40’ında tam işlevsel arıtma tesisi bulunuyordu. Geri kalan bölgelerde ise:

  • Arıtma kapasitesi yetersizdi,
  • Ön arıtma sistemleri kurulmamıştı,
  • Belediye altyapısına bağlantı sorunları yaşanıyordu,
  • Bazı OSB’lerde arıtma tesisleri henüz planlama aşamasında kalmıştı.

Bu durumun, atık suların arıtılmadan ya da kısmen arıtılarak doğrudan derelere ve nehirlere bırakılmasına yol açtığı ifade edildi.

GERÇEK OLAYLAR RAPORU DOĞRULADI

Son yıllarda yaşanan çevre olayları, raporda dile getirilen sorunların sahadaki karşılığını da gözler önüne serdi. Özellikle:

  • Gerede Çayı’nda yıllardır devam eden ağır kirlilik ve balık ölümleri,
  • Karadeniz Ereğli OSB kaynaklı atıkların Gülüç Nehri’ne bırakılması,
  • Bartın OSB’de yaşanan ve kamuoyuna yansıyan atık deşarjı görüntüleri,

OSB’lerin su ekosistemleri üzerindeki yıkıcı etkisini somut biçimde ortaya koydu.

Rapora göre, yalnızca Gerede Çayı’nda ölçülen Kjeldahl azotu değerlerinin sınırın 300 kattan fazla üzerine çıktığı, çözünmüş oksijen seviyesinin ise sıfıra yaklaştığı tespit edildi. Bu durum, sucul yaşamın neredeyse tamamen yok olması anlamına geliyordu.

HALK SAĞLIĞI VE GIDA GÜVENLİĞİ TEHLİKE ALTINDA

Kirlenen suların yalnızca doğayı değil, insan sağlığını da doğrudan etkilediği raporda geniş yer buldu. Yeraltı sularına sızan ağır metaller, nitrat ve fosfor bileşikleri;

  • İçme sularında sağlık risklerini artırdı,
  • Nitrat kaynaklı methemoglobinemi (mavi bebek sendromu) riskini yükseltti,
  • Ağır metaller nedeniyle uzun vadede kanser riskini gündeme getirdi.

Zonguldak’ta ve Bartın’da kirli sularda yaşayan balıkların tüketiminin sağlık sorunlarına yol açtığı, Bolu ve Düzce’de ise çok sayıda köyün içme ve sulama sularının risk altında olduğu raporda ifade edildi.

TARIM VE HAYVANCILIK GERİ DÖNÜLMEZ ZARAR GÖRDÜ

OSB kaynaklı kirliliğin tarım alanları üzerindeki etkisi de raporun önemli başlıkları arasında yer aldı. Kirli sulama suları nedeniyle:

  • Tarımsal verim kaybının %20–30 seviyelerine ulaştığı,
  • Toprakta ağır metal birikimi oluştuğu,
  • Hayvancılığın bazı bölgelerde sürdürülemez hale geldiği,
  • Alg patlamaları ve toprak yapısında bozulmalar yaşandığı tespit edildi.

Kastamonu, Bolu ve Düzce’de tarımsal üretimin uzun vadede ciddi risk altında olduğu vurgulandı.

BİYOÇEŞİTLİLİKTE ÇÖKÜŞ VE KARADENİZ’E UZANAN TEHLİKE

Rapora göre, OSB’lerden kaynaklanan kirlilik yalnızca iç sularla sınırlı kalmadı. Akarsular yoluyla Karadeniz’e taşınan kirleticiler, deniz ekosistemini de tehdit eder hale geldi. Uzman değerlendirmelerine göre:

  • Bölgedeki sucul biyoçeşitlilikte %20–30 oranında azalma yaşandı,
  • Endemik türler kaybolma riskiyle karşı karşıya kaldı,
  • Karadeniz’de kirlilik yükü artarak balık stoklarını olumsuz etkiledi.

“DEVLET DESTEKLİ KİRLİLİK” ELEŞTİRİSİ

Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu, raporun sonuç bölümünde sert bir değerlendirmeye yer verdi. OSB’lerin devlet teşvikleriyle büyürken çevresel yükümlülüklerinin yeterince denetlenmediği belirtilerek, mevcut durumun “devlet destekli bir çevre kirliliğine” dönüştüğü ifade edildi.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Raporda çözüm için şu başlıklar öne çıkarıldı:

  • Tüm OSB’lerde ileri biyolojik ve kimyasal arıtma tesislerinin zorunlu hale getirilmesi,
  • Atık suların geri kazanım ve yeniden kullanımının teşvik edilmesi,
  • Bağımsız ve sıkı çevresel denetim mekanizmalarının kurulması,
  • OSB yer seçimlerinin yeniden gözden geçirilmesi, su havzalarından uzaklaştırılması,
  • Aksi halde ekolojik restorasyonun mümkün olmayacağı uyarısı.

Uzmanlara göre gerekli önlemler alınmadığı takdirde, bölgenin su kaynakları, tarımı ve halk sağlığı açısından geri dönüşü olmayan bir sürece girilmiş olacak.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *